Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey

Geçtiğimiz hafta sözde Ermeni soykırımıyla ilgili karar önerisinin ABD’de Temsilciler Meclisi’nin Dış İlişkiler Komitesi’nden geçmesi,  88 yıl önce haksız yere idam edilen Kemal Bey’i bize tekrar hatırlattı…

Birinci Dünya Savaşı devam ederken Ekim – Kasım 1914’te Rus kuvvetleri Doğu Bayezit ve Erzurum tarafından Osmanlı topraklarına girdiler. Durumdan faydalanan Osmanlı tebaasındaki Ermeniler isyan çıkardılar. İlk isyan Maraş’taki Zeytun kasabasında (günümüzdeki adıyla ‘Süleymanlı’) oldu.

Çanakkale Savaşları devam ederken Osmanlı ordusunu iki ateş arasında bırakacak şekilde Anadolu’da yer yer ayaklanmaların çıkması üzerine Tehcir Kanunu (Sevkiyat Kanunu) çıkarıldı. Bu kanuna göre askeri yetkililer hükümet emirlerine uymayan, memleketin savunmasını tehlikeye düşüren ve asayişin bozulmasında etkili olanları başka yerlere sürebilecekti. Bu kanun önceleri İzmir, Bursa, Kayseri gibi şehirlerde uygulanmadı. Fakat Çanakkale Savaşları nedeniyle İtilaf Devletleri’nin donanması boğazlara saldırınca buralardaki Ermeniler arasında da ayaklanmalar görüldü. Bu nedenle buralardaki bazı Ermeniler de başka yerlere gönderildi.

Tehcir Kanunu çıktıktan sonra 24 Mayıs 1915 tarihinde İtilaf Devletleri, Osmanlı Hükümeti’ne nota verdiler. Bu notada, Ermenilere karşı kötü davranıldığını söylediler. Osmanlı yöneticileri notaya verdikleri cevapta tehcirin yalnızca isyan eden Ermenilere uygulandığını bildirdi. Güvenliği tehdit etmeyenler hakkında hiç bir uygulamanın olmadığı özellikle belirtildi.

2 Eylül 1915 tarihinde bazı Ermeni kuvvetleri Yozgat’ın Boğazlıyan İlçesi’ne bağlı Türk köylerini ateşe verdiler. Üzerlerine gönderilen jandarmalarla çatışmaya girdiler. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’e İçişleri Bakanlığı bir emir yolladı. Emirde “İlçenizde bulunan bütün Ermeniler 24 saat içinde yola çıkarılacaklar ve Suriye istikametine gönderilecektir.” deniyordu. Emri alan Kemal Bey Jandarma Komutanı ile kendisine verilen emri yerine getirdi.

Birinci Dünya Savaşı Osmanlı Devleti ve Müttefiklerinin mağlubiyetiyle sonuçlandı. Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi’ni imzaladı. Osmanlı orduları terhis edildi. Silahları elinden alındı. İstanbul Hükümeti aciz davranıyor ve İtilaf Devletleri’nin merhametinden yararlanmaya çalışıyordu.

Ermeniler, Osmanlı yöneticilerinin zaafından da yararlanarak zor durumda olduklarını ileri sürdüler. Ermenileri sürgüne gönderen yöneticilerin cezalandırılmasını istediler. Anadolu’daki bütün olayların sorumlusu olarak gösterilen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, Divanı Harp’te yargılandı. İtilaf Devletleri’nin baskısı ile acımasız kararlar veren mahkeme 8 Nisan 1919 tarihinde Kemal Bey’i idama mahkum etti. 9 Nisan 1919 günü imzalaması için idam kararı Padişaha gönderildi. Halkın Kemal Bey’i desteklediğini, haksızlığa karşı çıkacağını düşünen padişah idam kararına Şeyhülislam tarafından fetva verilmesini istedi.  Şeyhülislam böyle haksız bir karara fetva vermeyi zorlukla kabul etti. Hükümetin kararı onaylaması, padişahın imzalaması ve şeyhülislamın fetva vermesi üzerine Kemal Bey’in idamına karar verildi.

Kemal Bey’in Boğazlıyan’daki anıtı.

İnfaz, 10 Nisan 1919’da İstanbul Beyazıt Meydanı’nda gerçekleşti. İdam sehpasına metanetle gelen 35 yaşındaki genç kaymakam çevrede bulunanlara “Sevgili vatandaşlarım, Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim… Sizlere yemin ederim ki, ben masumum… Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet… Asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin… Yaşasın Millet…” diye seslendi.  Ardından  üzerinde durduğu iskemleyi kendi ayağıyla itti.

Kemal Bey’in tabutu Kadıköy’e getirildi. Kadıköy karakolunun önünden geçerken karakoldaki subay ve erler heyecanlanmış ve gözyaşlarıyla bayrağı yarıya indirmişlerdi. Kadıköy halkı da Kemal Bey’in tabutunun peşinden yürüyerek gömüldüğü yer olan Kuşdili Çayırı’na kadar gitmişlerdi.

İtilaf Devletleri’nin baskısı nedeniyle İstanbul Hükümeti Kemal Bey’i feda etmişti. Fakat Anadolu’nun kurtuluşu için mücadele eden TBMM Kemal Bey’i unutmadı ve onu ‘millî şehit’ ilân etti.

Bu olayın ardından Kemal Bey’in babası Arif Bey, Mustafa Kemal’i makamında ziyaret etti.  Mustafa Kemal, Arif Bey’e Kemal Bey’in çocukların evlat edinmek istediğini söyledi. Arif Bey ise, “Onlar bana oğlumun bediasıdır. Müsaade edin, bende kalsınlar. Nafakalarını karşılamanız yeterlidir.” cevabını verdi. Böylece TBMM’de kanun çıkarıldı ve Beşiktaş’ta dört daireli bir apartman, Beyoğlu’nda bir ev ve tüm çocuklara maaş bağlandı.

Kaynakça: Hüsamettin Ertürk, “İki Devrin Perde Arkası”; Tevfik Bıyıklıoğlu “Atatürk Anadolu’da”; Selahattin Tansel, “Mondros’tan Mudanya’ya Kadar”; Boğazlıyan Kaymakamlığı Web Sitesi

Barış Özkök’ün bu yazısı 21 Ekim 2007 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın