Türk’ün kaderini değiştiren deniz yolculuğu

1878’de İngiltere’de inşa edilen 47.7 metrelik vapuru 1885’te Yunanistan, 1894’te ise Osmanlı İdare-i Mahsusa satın aldı. 1919’a kadar kendi halinde bir vapurken, o yılın Mayıs ayında Samsun’a varması onu tarihe geçirdi. 

Hikmet Gerçekçi

I. Dünya Savaşı’ndan mağlup ayrılan devletler esas barış antlaşmalarına hazırlık olmak üzere ateşkes antlaşmaları imzaladılar. Osmanlı İmparatorluğu’nun imzalamış olduğu “Mondros Mütarekesi” de bu ateşkes antlaşmalarından biridir. Mütarekeye göre ulaşım, ulaştırma ve haberleşme kuruluşları, boğazlar, yollar, tüneller İtilaf Devletleri’nin kontrolüne geçti. Ordu ise adı var kendi yok bir duruma düşürüldü. Fakat mütarekenin en ağır yanı İtilaf Devletleri’nin kendileri için sakıncalı gördükleri durumlarda diledikleri yeri işgal edebilmelerini kabul eden maddeydi.

Vatan topraklarının düşmana verilmesini önlemek isteyen milliyetçi Türkler, “Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri” adı verilen cemiyetler kurdular. Fakat bunlara karşılık milli menfaatlere aykırı cemiyetler de kuruldu. Zararlı cemiyetler adı verilen bu kuruluşlar başlıca iki bölüme ayrılır: 1) Azınlıkların kurduğu zararlı cemiyetler 2) Manda ve himayeyi isteyenler tarafından kurulan zararlı cemiyetler

Doğu Karadeniz kıyılarındaki zararlı cemiyetler, bulundukları yerlerin kendilerine verilmesini istiyordu. Bu amaçla bölgede bulunan Türkleri kaçırmak için silahlı saldırılara başladılar. Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri de kendi bölgelerini savunmaya uğraşıyordu. İtilaf Devletleri Karadeniz kıyılarındaki bu çatışmalar nedeniyle İstanbul Hükümeti’ni uyardı. Mondros’un koşulları uyarınca karışıklık çıkan yerleri işgal edeceklerini bildirdiler. İstanbul Hükümeti de olayları önlemek amacıyla bir subayı Karadeniz’e göndermeye karar verdi. Bu karar uyarınca Mustafa Kemal görevlendirildi. İstanbul Hükümeti’nin geniş yetkiler verdiği Mustafa Kemal, IX. Ordu Müfettişi ve Padişah yaveri olarak görevlendirilmişti.

Mustafa Kemal Ankara’da bulunan 20. kolordu ve bunun bağlı olduğu müfettişlik ile Diyarbakır’daki kolordu ve hemen bütün Anadolu’daki sivil örgütlerin başında bulunan yöneticilerle yazışabilme yetkisine sahipti. O’na bu yetkiler, Samsun ve bölgesindeki olayları önlemesi için verilmişti. Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastı. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkması ile Kurtuluş Savaşı’nın başladığı kabul edilir. Çünkü: Mondros’tan sonra Anadolu’da işgallere karşı yer yer tepkiler görülmüştü. Ancak bunlar bölgeseldi. Mustafa Kemal dağınık olan mücadele azmini birleştirmek, ulusal kurtuluş için birlik oluşturmak için çalışmaya başladı. Bu nedenle ulusal kurtuluş savaşının başlangıcı olarak 19 Mayıs 1919 kabul edilir.

Tarihe geçen deniz yolculuğu

Bandırma Vapuru’nun maketi

Mustafa Kemal’in de aralarında bulunduğu 19 kişi 89 yıl önce Bandırma vapuruyla Samsun’a gitti. 16 Mayıs günü saat 17:55’te İstanbul’dan hareket eden bu vapurda bulunan kişiler arasında 1970’te hayata veda eden Hikmet Gerçekçi de vardı. Ölümünden üç yıl önce Emekli Tümgeneral Hikmet Gerçekçi ile bir röportaj yapıldı. Gerçekçi Türk’ün kaderini değiştiren bu sefer hakkında şunları anlatmış:

Bandırma, açıkta demirlemişti. Bir sandala atladım ve İngilizlerin kontrolundan sonra gemiye vasıl oldum, içerdekilerin hepsini tanıyordum. Yabancı yoktu… Neresinden bakarsanız bakınız garip bir yolculuktu.. Heyecanlıydık, şevkliydik, şüpheciydik, ümitliydik, neşeli, endişeliydik… Nihayet 19 mayıs sabahı Samsun’a geldik. Samsun’da o zamanlar iskele falan yok. Gemiler açıkta demirliyor. Sandallar gemiye geliyor. Dalgayı hesap edip alıyorsunuz. Dalga geldi mi sandal yükseliyor, yolcular cup sandala. O gün Samsun’da deniz kıyısı, bayram yerine dönmüştü. Açıkta demirleyen geminin etrafında mavnalar, sandallar kaynaşıyordu. Sahil boyunca dizilen halkın tezahüratını görünce hepimiz sevinçle ağlamaya başladık. Anadolu ile Mustafa Kemal yanyanaydı artık. Kendi payıma ben, o anda bu işden millet olarak yüzümüzün akıyle çıkacağımızı, düşmanı vatandan kovacağımızı anlamıştım.

Mustafa Kemal’in doğum günü

Milli Mücadele’nin başlangıcı sayılan 19 Mayıs 1919 tarihi, Atatürk tarafından “Gençlik ve Spor Bayramı” ilan edilmiştir. Bu tarih aynı zamanda Atatürk’ün doğumgünü de kabul edilir.

1932’de Marmara köşkünde Atatürk bir çay daveti vermişti. Atatürk anılarını anlatıyor, gençlerin sorularını yanıtlıyordu. Bu arada yaşlı bir öğretmen soruyor:

– Efendim sizin doğum gününüzü bulamadık. O gün için Halkevinde bir merasim yapmak istiyoruz.

Bu sorudan hoşnut kalmayan Atatürk, yanında bulunan Enver Behnan’a dönüp soruyor:

– Ben ne zaman doğdum?

– 19 Mayıs 1919.

Atatürk bu cevaptan çok memnun oluyor ve orada bulunanlara dönüyor: “İşte benim doğduğum tarih.”

Türk ve dünya tarihinin en büyük insanlarından biri olan Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anıyoruz.

Barış Özkök’ün bu yazısı 18 Mayıs 2008 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın