İletişim sorunlarından biri: savunmaya geçmek 1

Kişiliğimiz birtakım katmanlardan meydana gelir. Benliğimiz de bu katmanlardan biridir.

Benliğimizin de iki düzeyi vardır: görünen benliğimiz ve ideal benliğimiz. İdeal benlik, olmasını istediğimiz benliktir. 

Ruhsal gerginliklerin çoğu gerçek benliğimiz ve ideal benliğimiz arasındaki çelişkiden kaynaklanır. Bu tür çelişkiler yaşayınca, hemen psikolojik savunmaya geçer ve yaptığımız davranışı akla yatkın göstermeye çalışırız. Böyle bir çaba içine girdiğimizde ister istemez gerçekleri saptırırız. Yaptığımız şeyin bir şekilde ideal benliğimize uygun olduğunu kendimizi inandırırız.

Yaptığımız şeye mantıklı bir neden bulmak

Çeşitli psikolojik savunma yöntemleri bulunur. Bunlardan ilki yaptığımız şey için “kendimizce” mantıklı bir neden bulmaktır. Meselâ korsan kitap satıcısı “Abicim ben ucuz kitap satarak topluma faydalı bir iş yapıyorum” diyebilir. Korsan DVD satan bir başka satıcı da “Ben satmasam, başkası satacak; ben en azından ucuza kaliteli ürün satıyorum” diyerek, yaptığı işi haklı göstermeye çalışabilir. 

Yetersizliğin örtbas edilmesi

İkinci savunma yöntemi ise telafidir. Kişi bir konudaki yetersizliğini örtbas etmek için farklı alanlara yönelir. Meselâ evinde mutsuz olan biri, kendini işine verebilir. “Eve gitmez mi hiç bu adam ya?” diye söz edilen bu tür tipler sürekli olarak fazla mesai yaparlar. Gün içinde halledebileceği basit bir işi bile “şimdi başka işlerim var, akşam hallederim” diyerek mesai sonrasına iter.

Gerçek duyguların tam tersini göstermek

Üçüncü savunma yöntemi gerçek duyguların tam tersini göstermektir. Arkadaşları arasında her şeye abartılı kahkahalar atan kişi aslında mutsuz biri olabilir. 

Gerçek duyguların tam tersini gösterme aslında halkımızın iyi bildiği bir yöntemdir. Meselâ kocasından dayak yiyen kadın, onun hakkında “sevdiği için dövüyor, bana değer vermese kılını bile kıpırdatmaz” diyerek kocasının aslında sevgisini gösterdiğini iddia edebilir.

Başkalarını suçlamak

Dördüncü savunma yöntemi ise yansıtmadır. Bu yöntemde kişi kendi hatasının sorumluluğunu başkalarına yükler. Gol atamayan futbolcu suçu takım arkadaşlarına atar, sınavdan düşük not alan öğrenci suçu öğretmenine yükler; tecavüzcü, suçun mini etek giyen kadında olduğunu iddia eder.

Özdeşim

Bir diğer savunma yöntemi de özdeşimdir. Bazen yemek tariflerinde süt, sıvı yağ ve yumurtayı ilave edip, özdeşleşinceye kadar yoğurun tarzında talimatlar olur. Bu savunma yönteminde de kişi, başka birini kendine model alır; yemek tarifinde özdeşleşen maddeler gibi onunla özdeşleşir. Onun gibi davranmaya, bir karar verirken onun gibi düşünmeye çalışır. Bir müddet sonra da kendi düşünce ve duyguları tamamen kaybeder. Meselâ Kurtlar Vadisi dizisinden fırlamış gibi görünen tipler, 40’ına kadar en hızlı kapitalistken işini batırdıktan sonra “Ferrari’sini satan bilge” olmaya çalışanlar vs. hep bu grupta yer alırlar.

Savunuculuk artarsa iletişim bozulur

Bu saydıklarım dışında da savunma yöntemleri var. Meselâ insanın kendine bir hayal dünyası yaratıp orada yaşaması, bazı olayları bastırarak onları yok sayması vs. gibi. Önemli olan ise şu: iletişimde savunuculuk ne kadar artarsa, konuşulan şey de önemini yitirir. Bu da herhangi bir meseleyi çözmeyi imkânsız hâle getirir. Kısacası savunuculuk iletişimi mahveder.

Siz ya da karşınızdaki savunmaya geçmişse, ne kadar konuşsanız da bir sonuca ulaşamazsınız. Akvaryumun içindeki bir balık, bir camdan diğerine gidip gelirken yüzlerce metre yüzmüş olabilir. Fakat tek yaptığı şey aslında aynı yerde dolaşıp durmaktır. Savunmaya geçen insanların konuşması da bunun gibidir, aynı yerde döner durur, hiçbir yere varamaz.

0 yorum yapılmış

Bu yazı için bir yorum yapın

Bu yazı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Aşağıdaki formu kullanarak düşüncelerinizi diğer ziyaretçilerle paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir