31 Aralık’ta neyi kutluyoruz?

“Noel Yortusu” adı verilen ve Hz. İsa’nın doğumu anısına 25 Aralık’ta gerçekleştirilen kutlamalar tamamen dinsel bir bayramdır. 1 Ocak’taki yılbaşı kutlamaları ise evrensel kültürün bir parçasıdır.

Eskiden baharın başlaması, yeni yıl başlangıcı olarak kabul edilirdi. Yeni yılın gelmesi şenliklerle kutlanırdı. Takvim başlangıcı 1 Mart’tı. Takvim sisteminin değişmesiyle yeni yılın başlangıcı 1 Ocak oldu ve yeni yıl kutlamalarının zamanı değişti.

Christmas” kelimesi “Christ’s Mass” (Mesih’in ekmek ve şarap ayini) kelimelerinden ortaya çıkmıştır. Christmas (Noel), Hıristiyanların Hz. İsa’nın doğumunu kutlamasıdır. Çoğu tarihçi ilk kutlamanın 336’da Roma’da yapıldığını kabul eder. Noel, Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilen 25 Aralık’ta başlayıp 6 Ocak’a kadar sürer. Katolik inanışına göre 6 Ocak Hz. İsa’nın vaftiz edildiği gündür.

25 Aralık’ın Hz. İsa’nın gerçek doğum günü olup olmadığını kimse bilmiyor. Fakat eskiden Roma’da kış gündönümünde “Natalis Solis Invincti” (Yenilmez Güneş Tanrısı’nın Doğumgünü) kutlanıyordu. 336’da Hırıstiyan liderler bu popüler pagan bayramını gölgede bırakmak için 25 Aralık’ı Hıristiyan alemi için özel bir gün yapmaya karar verdiler. Böylece Hz. İsa’nın doğumgünü 25 Aralık olarak kabul edildi.

Pataralı Aziz Nicholas

Aziz Nicholas, Patara’da (Günümüzde Antalya sınırları içindedir) doğmuş bir din adamıdır. Gençliğinde Filistin’e ve Mısır’a giden Nicholas, Likya’ya dönünce Demre’deki Myra’nın başpiskoposu olmuş; ölünce de  Myra’daki kilisesine gömülmüş. 1087’de İtalyan denizciler Nicholas’ın kilisesini yağmalamış ve onun kemikleri dahil alabildikleri herşeyi İtalya’da Bari’ye götürmüşler. Zamanla Avrupa’da insanların Aziz Nicholas’a olan ilgisi artmış. Bari de Hıristiyanlar için önemli ziyaret yerlerinden bir haline gelmiş.

Aziz Nicholas’ın yaptığı iyilikler, onu bir efsane haline getirmiş. Efsane, 17. yüzyılda Hollandalı göçmenlerle New Amsterdam’daki (New York) Amerikan kolonilerine ulaşmış. Hollandalıların efsanesinde Aziz Nicholas’ın adı “Sinterklaas”mış. Sinterklaas, “Santa Claus” olarak İngilizce’ye adapte edilmiş (bizdeki adı ise Noel Baba). Efsanede Sinteerklaas yaramaz çocukları cezalandırıp, uslu çocukları da hediyeler veren bir büyücüymüş.

Tanrı’nın ağacı köknar

Bizim “yılbaşı ağacı” dediğimiz “Noel ağacı”nın geçmişi 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Almanya’ya gelen bir keşiş, burada Hıristiyanlıkla ilgili birçok faydalı çalışmalar yapar. Efsaneye göre ilk noel ağacını da o yapar. Keşiş, süslemek için köknar ağacını seçer. Çünkü ona göre köknarın üçgen biçimi Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’u temsil etmektedir. Keşişten etkilen insanlar, köknarı “Tanrı’nın ağacı” olarak görmeye başlar. 12. yüzyıldan itibaren Noellerde köknar ağaçları Hırıstiyanlığın sembolü olarak Avrupa’da yaygın bir şekilde kullanılmaya başlar. Sonraları bu gelenek Pensilvanyalı göçmenlerle Amerika’ya ulaşır.

Başka bir efsane de başka bir geleneğin doğmasına yol açar. Üç fakir kız, kuruması için çoraplarını ateşin kenarına asarlar. Aziz Nicholas da kızların çoraplarına altın para bırakır. Böylece Noellerde evlerde büyük boy dekorafif çorap asma geleneği orta çıkar. Bu gelenek uzun süre çorabın içine maddi değeri fazla olmayan hediyeler konarak sürdürülmüş. Fakat 1950’lerden itibaren pahalı hediyeler alınmaya başlanmış.

Noel Baba’nın görünümü

Noel baba deyince aklımıza kırmızı giysili, ak sakallı tonton bir ihtiyar gelir. Tabii evlerin bacalarından çocuklara bıraktığı hediyeleri, geyiklerin çektiği kızağını da unutmamak gerek. Aslında bunların tümü 1822’de Clement Moore’un yazdığı şiirin bir gazetede yayımlanmasıyla ortaya çıktı. Bu şiirde Noel Baba’nın semboleri haline gelen her şey vardı: kızak, geyikler, evlerin bacaları ve oyuncak torbası…

1863 – 1886 arasında, Harper’s Weekly dergisinde, Thomas Nast’ın yaptığı resimler yayımlandı. Böylece Noel Baba’yla ilgili pek çok şey ortaya çıkmış oldu: Noel Baba’nın atölyesi, çocukların ona yazdığı mektupları okuması, hediye verilecek çocukların listesini yapması… Coca-Cola da Noel Baba’nın görünümünün oluşmasında önemli bir rol oynadı. Haddon Sundblom’un yaptığı resimler 1931 – 1964 arasında bu markanın reklamlarında kullanıldı. Fakat Santa Claus’un giydiği kırmızı ve beyaz kostüm gerçek Aziz Nicholas’tan gelmiştir. Bunlar piskoposların geleneksel cüppelerinin renkleriydi.

Miladi takvimden önce ülkemizde “yılbaşı eğlencesi” diye bir şey yoktu. “Sâl-i Cedid” (yeni yıl) güzel temennilerle karşılıklı olarak tebrik edilirdi. Başkaca bir özelliği olmadığı için de diğer günler gibi sessiz sedasız geçerdi. Ülkemizde çok fazla bir geçmişi olmayan yeni yıl kutlamalarından birini daha yarın gece yaşayacağız. Şimdiden yeni yılın hepimize sağlık ve mutluluk getirmesini dilerim.

Barış Özkök’ün bu yazısı 30 Aralık 2007 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın