22 Kasım 2009, Pazar tarihinde Akşam Gazetesi’nin Pazar ilavesinde Eyüp Tatlıpınar imzalı yazıda Malazgirt’ten Dumlupınar’a kitabı tanıtıldı.
Aşağıda, Akşam Pazar’daki yazının kitapla ilgili bölümünü aktarıyorum. Yazının tamamını Akşam Web sitesinden okuyabilirsiniz.
Türklerin Anadolu maceraları
Malazgirt Meydan Savaşı’yla başlayan Türklerin Anadolu’daki ‘maceralarının’ büyük kısmı, ‘32 kısım tekmili birden’ bir kitabın konusu oldu. Bugüne kadar daha çok ayrı bölümlerde okumaya alıştığımız, tamamını ancak hacimli kitaplarda, ansiklopedilerde görebildiğimiz bu macerayı konu edinen kitabın adı: ‘Malazgirt’ten Dumlupınar’a’.
Anadolu Selçuklu Devleti ile kuruluşundan yıkılışına kadar Osmanlı’yı kapsayan ve 1922′deki, yeni bir devletin kuruluşuna işaret eden Dumlupınar Meydan Savaşı’yla noktalanan kitabın yazarı baba-oğul Rüknü Özkök ve Mustafa Barış Özkök.
İz TV’de halen ‘Ömür Biter İstanbul Bitmez’ programı yayınlanan Rüknü Özkök İstanbul Üniversitesi’nde tarih okumuş, öğretmenliğe başladığı yıllarda mesleki eğitim için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Fransa’ya gönderilmiş, Kabataş, Beyoğlu Anadolu gibi liselerde öğretmenlik yaptığı sıralarda bölgesinde ‘en iyi öğretmen’ ödülü almış tarih meraklısı bir isim. Oğlu Barış Özkök ise Hürriyet, Tercüman gibi gazetelerde tarih konulu köşe yazıları kaleme almış bir gazeteci.
İkili, Doğan Kitap’tan çıkan eseri, ‘biz insanların evde, tatilde, yolculukta roman gibi rahatlıkla okuyabilecekleri bir tarih kitabı yazmak istedik, bunu yaparken sık sık çeşitli anekdotlara yer verdik’ sözleriyle anlatıyorlar. Tarihin, hayatın öğretmeni olduğunu düşünüyorlar. Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti üst başlıklarının altında uzun bir dönemi, iz bırakan olaylara ve kişilere odaklanarak renkli bir tarzla aktarmışlar; Oğuz Türküleri’nden İstanbul’un fethine, Kılıç Arslan ve Haçlı Seferleri’nden Islahat Fermanı’na, Kanuni Sultan Süleyman’dan Mustafa Kemal Atatürk’e…
‘Tarih, olup bitmiş olaylarla ilgiliyse bir kere yazılmış olması yetmez mi, neden bir daha yazıyorsunuz’ sorusunu, tarihle kişisel geçmiş arasında bağ kurarak cevaplıyorlar; ‘İnsanın kendi kişisel geçmişine bakışı zamanla nasıl değişebiliyorsa, tarihe bakışımız da değişir. İnsan kötü bir deneyimi zamanla iyi bir ders olarak görebilir. Önceden büyük bir başarı olarak değerlendirilen bir olay, zaman içinde olumsuz görünmeye başlayabilir. Önceleri önemsemediğimiz bir şey ise, başka etmenlerle birleşince çok önemli bir hale gelebilir. Yani yaşanıp bittiğini düşündüğümüz her şey, aslında yeni anlamlar kazanarak var olmaya devam ederler. Tarih de böyledir.’






