Çoğu yabancı Web sitesinde FAQ (Sıkça Sorulan Sorular) diye bir bölüm olur. Ona benzer bir şeyi ben de yapmaya karar verdim. İşte Malazgirt’ten Dumlupınar’a kitabı ve bazı genel konular hakkındaki sorulara kitabın iki yazarı olarak (Rüknü Özkök ve M. Barış Özkök) verdiğimiz cevaplar…
Tarih nedir? Tarih, olmuş bitmiş olaylarla ilgiliyse bir kere yazılmış olması yetmez mi, niye yeni kitaplar yayımlanıyor?
Tarih, bir toplumun belleğidir… Tarihini bilmeyen toplum da hafızasını yitirmiş bir insan gibidir. İnsanın kendi kişisel geçmişine bakışı zamanla nasıl değişebiliyorsa, tarihe bakışımız da değişir. Kötü bir deneyimi zamanla iyi bir ders olarak görebiliriz. Önceden büyük bir başarı olarak değerlendirilen bir olay, zaman içinde olumsuz görünmeye başlayabilir. Önceleri önemsemediğimiz bir şey ise, başka etmenlerle birleşince çok önemli bir hale gelebilir. Yani yaşanıp bittiğini düşündüğümüz herşey, aslında yeni anlamlar kazanarak varolmaya devam ederler. Tarih de böyledir. Sabit değildir. Geçmiş olaylar sürekli olarak farklı açılardan yorumlanır. Yeni sorular sorulur, yeni kaynaklar aranır ve tarihi belgelerden yeni anlamlar çıkartılır. Farklı bakış açılarıyla yeniden ele alınır. Böylece tarih hakkında bildiklerimiz ve inandıklarımız sürekli değişir.
Tarihi bilmek niçin önemli?
Bugünü değerlendirmek için öncelikle tarihi iyi bilmemiz gerekiyor. Çünkü ülkemizde ve dünyada meydana gelen toplumsal olayların hemen hepsinin aslında geçmişten gelen bir hikayesi var. Hiçbir olay durduk yerde ortaya çıkmıyor. Hepsinin başka olaylarla bağlantısı var. Slogan gibi bazı basmakalıp düşünceler bize dayatılıyorsa, bunun doğru mu yanlış mı olduğuna biz karar verebilmeliyiz. Bunu yapabilmek için de tarihimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Biz de bu amaçla kitabımızı toplumsal tarih bilincinin oluşmasına elimizden geldiğince bir katkı sağlayabilmek için hazırladık.
Türk okuyucusu tarihe ilgi duyuyor mu?
Türk okuru tarihe ilgi duyuyor. Özellikle de kendi tarihini öğrenmek istiyor. Fakat merakını giderecek, ona genel bir tarih bilgisini verecek kitap bulamıyor. Piyasada çok özenli hazırlanmış birçok tarih kitabı var. Fakat bunlar çoğunlukla tarihin belirli bir dönemini ele alıyor. Genel bir tarih bilgisi edinmek isteyen okur birçok kitap okumak zorunda kalıyor. Birinden Selçukluları, birinden Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşunu, bir diğerinden Fetret Devrini, başka kitaptan da II. Meşrutiyeti okuması gerekiyor. Türk tarihinin tümünü içeren kitaplar da var. Fakat bunlar çoğunlukla, ansiklopedik formatta yazılmışlar; oturup okunmaktan çok, başvuru kitabı niteliği taşıyorlar.
Tarih denilince çoğu insanın aklına sıkıcı, kalın kitaplar gelir.
Malazgirt’ten Dumlupınar’a da böyle bir kitap mı?
Biz insanların evde, tatilde, yolculukta roman gibi rahatlıkla okuyabileceğiniz bir tarih kitabı yazmak istedik. Sık sık çeşitli anekdotlara yer verdik. Bunların kitapta bulunmasının tek amacı okuyucunun eğlenmesi değil. Bu hikayeler bazı olayların ve kişilerin daha iyi anlaşılabilmesi açısından çok önemli. Örneğin II. Mahmut’un, Mısır Valisi Mehmet Ali’yi yenebilmek için Ruslardan yardım isterken söylediği “denize düşen yılana sarılır” sözü, herhalde onun içinde bulunduğu çıkmazı en güzel anlatacak cümledir.
Kitap hangi dönemleri kapsıyor?
Anadolu Türklerinin tarihini yazarken ilk başta 937 yıllık bir dönemi ele almayı düşünüyorduk. Fakat bu şekilde yazacağımız bir kitap oldukça uzun olacaktı. Kısaltmak için de ya birçok anekdota yer vermeyecektik – bu da çalışmamızı bir ders kitabı havasına sokacaktı – ya da birçok konuyu çok yüzeysel bir biçimde anlatacaktık. Bu iki yöntem de içimize sinmedi. Biz de Anadolu Türk tarihini iki kitap halinde işlemeye karar verdik.
Malazgirt’ten Dumlupınar’a isimli bu ilk kitap, Türk tarihinin en büyük komutanlarından Alp Arslan’ın Bizans’a karşı kazandığı zaferle başlıyor. Malazgirt Zaferi, Anadolu kapılarını Türklere tamamen açmıştır. Bu zaferden dokuz asır sonra Anadolu’da Bizans’ı yeniden canlandırmak isteyen Batılı emperyalist devletlere karşı Mustafa Kemal önderliğinde Kurtuluş Savaşımızı yaptık. Kitabımız, bu savaşın son aşaması olan Dumlupınar Meydan Savaşı ile bitiyor.
Dumlupınar Meydan Savaşı, tarihi boyunca bağımsız yaşamış Türk ulusunun, bağımsızlığını korumak için yapmak zorunda kaldığı onurlu direnişinin simgesidir. Memleketini işgal eden düşman kuvvetlerini denize döken Türk ulusu, yeryüzünün ¾’üne hakim olan Avrupa emperyalizmine karşı açtığı Kurtuluş Savaşı’nın silahlı bölümünü Dumlupınar zaferiyle sonuçlandırmıştır. Anadolu Türk tarihinin dönüm noktaları olan Malazgirt ve Dumlupınar zaferlerini kitabımızın başlangıç ve bitiş noktaları olarak aldık.




