Anadolu’dan bir mumya hikayesi

“Mumya: Ejder İmparatoru’nun Mezarı” filmiyle mumyalar gündemimize girdi. Mumya deyince aklımıza eski Mısır gelir. Fakat mumyalar aslında bize o kadar da uzak değil. Bir zamanlar Anadolu’da bazı önemli kişilerin cesetleri de mumyalanırdı.

“Mumya” ve “Mumya Dönüyor” filmlerinin devamı “Mumya: Ejder İmparatoru’nun Mezarı” geçtiğimiz hafta vizyona girdi. Başrollerini Brendan Fraser’ın ve Maria Bello’nun oynadığı  filmde karamanlarımız bu kez lanetlendikten iki bin yıl sonra Himalaya dağlarındaki mezarından çıkarak dünyayı egemenliği altına almak isteyen Ejder İmparatoru’yla mücadele ediyor.

Bu filmle birlikte mumyalar da gündemimize girdi. Mumya deyince aklımıza ilk başta eski Mısır, lanetlenen insanlar, gizemli olaylar gelir. Fakat aslında mumyalar bize o kadar uzak değildir. Kültürümüzde mumyacılığın yeri olmamasına rağmen,  Anadolu’da yalnız Selçukluları kapsayan bir dönemde bazı cesetler mumyalanmıştır. Bunlar bazı Selçuklu sultanları ve beyleridir.  Bu ilginç konuyu anlatmaya başlamak için 937 yıl öncesine gitmemiz gerekiyor.

Anadolu’nun kapıları Türklere açılıyor

26 Ağustos 1071 Cuma günü Türk ve Bizans orduları, Van Gölü’nün kuzeyindeki Malazgirt Ovası’nda karşı karşıya geldiler. Yapılan savaşta Bizans ordusu ağır bir yenilgiye uğratıldı. Bizans’ın kurulduğu günden beri toplayabildiği en büyük ordunun önemli bir kısmı imha edilmişti. Bizans İmparatoru Romanos Diogenes esir alındı.

Malazgirt Meydan Savaşı kazanılınca, Türk milletine Anadolu’nun kapıları ardına kadar açılmış oldu. Sultan Alparslan, Emir Saltuk Bey’i Kars ve yöresinin, Emir Artuk Bey’i de Sivas ve yöresinin fethi görevlerini vermişti. Alp Arslan ölünce yerine oğlu Melikşah tahta çıktı. Bu dönemde pek çok komutan Anadolu’da mücadele etmekteydi.

1072’de Sivas ve Tokat yöresinin fethi için Danişmend Ahmed Gazi; Kemah ve Erzincan yöresinin fethi için Emir Mengüçek Bey görevlendirildi. Kendilerine fetih yerleri gösterilen beyler, Kutalmış oğullarının kumandası altında ve ona bağlı idiler. Fakat Süleyman Bey 1077’de bağımsızlığın ilân edince, beyler bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bunlar arasınıda Emir Mengüçek Bey de vardı. Böylece Mengüçek Beyliği kurulmuş oldu.

Mengüçek Bey, Selçuklu hanedanına mensuptu

Mengüçek Beyliği’nin kurucusu Mengüçek Bey’in diğer kumandanlardan bir farkı vardı. Bu da onun Selçuklu hanedanına mensup olmasıydı. Selçukluların çift başlı bir kartal arması vardı. Bu armayı yalnız Selçuklular ve Selçuk hanedanına mensup olup da devlet kuran prensler kullanırlardı. Mengüçekler de yaptırdıkları cami ve imaretlerinin kapılarına, Selçuklu arması olan çift başlı kartal armasını koymuşlardı.  Bu durum onların hanedana mensup oluşlarının en belirgin kanıtlarından biridir.

Fotoğraf, Hayat Tarih Mecmuası’nın Mart 1968 sayısından alınmıştır.

Doğu Anadolu’da kuvvetli bir devlet kuran Mengüçek Bey, 1110’da 60-65 yaşındayken Karasu’da boğularak öldü. Rivayete göre, Emir Mengüçek Bey, bir gün kaleden inip atını nehre sürer. Mevsim ilkbahar olduğu için nehir iyice kabarmış ve delice akmaktadır. Nehrin ortasına kadar gelen Mengüçek Bey suya yuvarlanır ve boğularak ölür. Mengüçek Bey, Türk tarihinde birçok örneği bulunan bir gelenekle, sudan ölü olarak çıkarıldığı yere defnedilir.

Mengüçek Bey’in türbesi

Mengüçek Beyi’in türbesi, Erzincan’ın Kemah ilçesinin 500 m. kadar kuzeyinde, Fırat’ın sağ kıyısındaki kayalık zemin üzerinde; eski bir mezarlığın içindedir. Burası önceden Kemah’ın kenar mahallelerinden biri iken, şimdi terkedilmiş vaziyettedir.

Halk arasında “Sultan Melek” olarak adlandırılan türbe, mumyalık ve sandukalık olmak üzere iki kattan meydana gelmektedir. Mumyalıkta 4 tane sanduka vardır. Bunlardan biri Mengüçek Bey’dir.

Mumyanın bulunduğu bölüm, iki demir kapıdaki 8 asma kilitle korunsa da, rica-minnet dileyen herkes anahtarları alıp içeri girmeyi başarmıştır. Tabii sanduka da durmadan açılıp, bazen meraklı gözlere, bazen de kameraların ışıklarına emanet edilmiştir. Tabutun yerli yersiz bu kadar çok açılıp kapanmasından dolayı da ceset  oldukça zedelenmiştir.

Hem Türk tarihinde hem de İslâmiyet’te mumya ve mumyacılık yoktur. Yalnız Selçuklular zamanını kapsayan bu devirde, mumyacılığın nereden ve nasıl geldiği, Selçuklu devri sultan ve beylerinden bazılarının cesetlerini neden mumyalandığını tam olarak açıklamak mümkün değildir. Fakat ortada bir gerçek vardır. Bu da Konya’da, Karaman’da, Amasya’da, Harput’ta, Kemah’ta vs. yerlerde mumyalanmış sultan ve bey cesetlerinin varlığıdır.

Kaynaklar: Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Web Sitesi, Kemah Kaymakamlığı Web Sitesi; Hayat Tarih Mecmuası, Mart 1968

Barış Özkök’ün bu yazısı 10 Ağustos 2008 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın