Atatürk niçin uçağa binmezdi?

Dün, Türk Hava Kurumu’nun kuruluşunun 83. yıldönümüydü. THK’nin kurulmasını sağlayan ve “İstikbal Göklerdedir” diyerek havacılığa verdiği önemi gösteren Atatürk uçağa binmezdi. Bunun sebebi de O’nun gençlik yıllarında yaşadığı bir olaydı. 

Atatürk ve Sabiha Gökçen

Havacılık tarihimizde Şubat ayı önemli bir aydır. 98 yıl önce ünlü Fransız pilot Louis Blériot ülkemize gelmişti.  İlk hava şehitlerimizi bu ayda vermiştik. 1925’te de Türk Hava Kurumu kurulmuştu.

1905’te ABD’de Wright Kardeşler kendi yaptıkları uçakla uçmayı başarırlar. İcatlarını ABD hükümetine satamayan Wright kardeşler Fransa’ya giderler. Fakat Fransızların bazı şartları vardır: uçak iki kişiyi birden taşıyabilmelidir; her türlü araziden uçabilmelidir; en az elli kilometre gidebilmelidir…  Wright kardeşler 3 yıl daha çalışırlar ve icatlarını Fransızlara satarlar. Bundan sonra havacılık İngiltere, Almanya, İtalya, Rusya ve Avusturya’da da başlar.

Louis Blériot

1909’da uçağıyla Manş Denizi geçen Louis Blériot 1910 Şubat’ında İstanbul’a gelir. Taksim Meydanı’ndan havalanan Blériot’nun uçuşu, uçağının Kasımpaşa deresine düşmesiyle sona erer. Blériot bu kazadan küçük yaralarla kurtulur.

Havacılık konusundaki gelişmeleri takip etmesi için 1911’de Fethi bey Paris ateşemiliterliğine tayin edilir. Ayrıca süvari yüzbaşı Fesa ve istihkam üsteğmeni Yusuf Kenan da Paris’e, Louis Blériot’nun açtığı okula gönderilirler. Sekiz ay sonra da diplomalarını alırlar.

8 Şubat 1914’te Fethi bey yanında Harbiye Nezareti yaverlerinden Sadık bey ile Kahire’ye gitmek üzere hareket eder. Arkalarından da Nuri bey yanında topçu üsteğmeni İsmail Hakkı ile yola çıkar. Nuri bey 14 Şubat’ta Şam’a iner. Fakat diğer uçak Tabariye’de düşer. Fethi ve Sadık beyler ilk hava şehitlerimiz olur. Nuri bey yola devam eder ama bir süre sonra onun uçağı da düşer. Bu kazadan İsmail Hakkı kurtulur, Nuri bey ise kaldırıldığı hastanede ölür.

Türk Hava Kurumu’nun kuruluşu

Türk Hava Kurumu 16 Şubat 1925’de Mustafa Kemal Atatürk’ün emirleriyle “Türk Tayyare Cemiyeti” adıyla kuruldu. Cemiyet’in kurulmasındaki en önemli amaç UÇAN BİR TÜRK GENÇLİĞİ yaratmaktı.

Türk Tayyare Cemiyeti 23 Nisan 1926’da Türk Havacılığının gereksinimi olan teknik personelin eğitilmesi amacıyla “Tayyare Makinist Mektebi”ni hizmete açtı. Aynı yıl “Kayseri Uçak Fabrikası”nı kurdu. Fabrika, 1929’da Milli Savunma Bakanlığı ‘na devredildi. Türk Tayyare Cemiyeti 1929’da Uluslararası Havacılık Federasyonu’na tam üye oldu. Kurum o günden beri ülkemizi, hava sporları konusunda, yurt içinde ve yurt dışında başarıyla temsil etmektedir.

1931’de Vecihi Hürkuş kendi yaptığı uçakla küçük bir Türkiye turu yapmayı başardı. Tayyare Cemiyeti için Avrupa’dan 10 Mayıs 1925’te getirilen ilk uçağın deneme uçuşunu da Vecihi Hürkuş yapmıştı. 1935’de alınan kongre kararıyla Cemiyet’in ismi “Türk Hava Kurumu” (THK) olarak değiştirildi.

3 Mayıs 1935’de Türkkuşu kuruldu. Kurum, aralarında Atatürk’ün manevi kızı ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in de bulunduğu, birçok değerli eleman yetiştirdi. Türkkuşu Öğretmenlerinden pilot E. Ali Yıldız, 12 Haziran 1938 günü 14 saat 20 dakika süren bir planör uçuşuyla dünya rekoru kırdı.

1939-1941 yılları arasında Etimesgut Uçak Fabrikası kuruldu. Üretime 1944’te başlayan fabrikada uçağın yanı sıra planör de üretildi.

Atatürk niçin uçağa binmezdi?

Mustafa Kemal Atatürk yurt gezilerini daima deniz ve kara araçlarıyla yapardı. Onun uçağa bindiğine dair herhangi bir kayıt yoktur. Sadi Borak 1965’teki bir yazısında, Celal Erikan’ın “Komutan Atatürk” isimli kitabından bir alıntı yapmış ve bu konuyla ilgili bilgi vermiştir:

Tarih 29 Ekim 1934… Cumhuriyetin 11. dönüm yılı Ankara’da Ordu Evi’nde kutlanmaktadır. Bu vesileyle verilen baloya Atatürk de gelmiştir. Irak Hava Kuvvetleri’ne bağlı subaylar da balonun konuklarıdır.

Ata, hava subaylarıyla o gece yaptığı konuşmada bir hatırasını anlatıyor. Diyor ki:

“1910 yılındaydı. Ali Rıza Paşa ile birlikte Fransa’daki Picardie manevralarına davet edilmiştik. Manevra sonunda, daha çocukluk çağında olan uçaklarla gösteriler yapıldı. Bundan sonra, manevraya katılan yabancı subaylardan isteyenlerin bu uçaklara bindirileceği bildirildi. Ben de hemen uçaklardan birine doğru yöneliyordum ki Ali Rıza Paşa bileğimden tuttu ve : “Bilmediğin aş ya karın ağrıtır ya baş” diye beni uyardı. Uçağa benim yerime bir başka ülkeden bir subay bindi. Bu uçak havada bir dönüş yaptıktan sonra düşüp yere çakıldı. Ölümden kurtulmuştum.”

Atatürk’ün bizzat anlattığı bu anıdan anlaşılıyor ki, Picardie manevralarında binmek istediği uçağın yere düşüp parçalanması O’nun psikolojisinde derin bir etki yapmıştır. İşte Atatürk’ün uçağa binmemesinin sebenini bu olayın etkisine bağlayabiliriz.

Kaynaklar: Türk Hava Kurumu Web sitesi, Hayat Tarih Mecmuası, Mayıs 1965; Yeni Tarih Dünyası Ocak 1954

Barış Özkök’ün bu yazısı 17 Şubat 2008 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın