Bedevinin türküsünü, ayet sanınca…

1916. Birinci Dünya Savaşı’nın ikinci yılı. İttihad ve Terakki‘nin iki lideri Harbiye Nazırı Enver Paşa ile Bahriye (deniz kuvvetleri) Nazırı Cemal Paşa, Medreset-ül Hilâfe’nin açılış töreninde bulunmak için Medine‘ye gitmişlerdi.

Teşkilat-ı Mahsusa yani Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki gizli haberalma  kuruluşu, seçkin askerlerden Osmancık ismiyle bir bölük kurmuştu. Boyluboslu Anadolu çocuklarından kurulan bu tören bölüğü de meydandaki yerini almıştı. Halk sokakları doldurmuştu. Koyunlar, develer kurban ediliyordu. Kalabalığın büyük kısmı çevreden gelen bedevi kabilelerin halkıydı.

Teşkilatı Mahsusa Reisi Eşref Sencer Kuşcubaşı da Medine’ye gelmişti. Osmancık bölüğü hazırol vaziyette bekliyordu. Yanık sesli muganniyelerin (kadın şarkıcılar) şarkıları her yeri sarmıştı. Eşref Bey askerin önünden geçerken birçoğunun hazırol vaziyetinde olmasına rağmen gözyaşlarını tutamadığını görünce hayretler içinde kaldı. Askerlerden birisine sordu: “Oğlum… Ne oldu, neden ağlıyorsun?”

Mehmedçik, hazırol vaziyetini muhafaza ederek  gözyaşları içinde, “Kumandanım… Bak neler söylüyor…” diyerek, başıyla seslerin geldiği tarafı işaret etti.

Arapçanın her lehçesini çok iyi bilen Eşref Bey gülmemek için kendini zor tutarak, Bedevi kadının neler söylediğini açıkladı: “Üzülme oğlum… O, deve etinden güzel kebap yapıldığını anlatıyor. Deve kıymetli olduğu için her zaman kesilmez. Bugün paşalar geliyor, onları karşılamak için kesilecek. Onun şarkısını söylüyor. Sil gözünün yaşını…”

Bedevi kadının, deve etinin lezzetini anlatan şarkısını, bizim temiz yürekli askerimiz, Kur’an-ı Kerîm gibi kutsal metin zannetmişti!

Kaynak: Cemal Kutay, “Atatürk Bugün Olsaydı”.

Bu yazı 8 Temmuz 2012 tarihinde Vatan Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın