Yolu bir köye düşen derviş, oranın en zengini Şakir’in kapısını çalar. Şakir bu Tanrı misafirini en iyi şekilde ağırlar. Ertesi gün derviş giderken “Böyle zengin olduğun için şükret” deyince, Şakir “Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bu da geçer ya Hu” cevabını verir.

Birkaç yıl sonra dervişin yolu aynı köye düşer. Fakat bir sel felaketinde Şakir her şeyini kaybetmiş ve bir başkasının çiftliğinde çalışmaya başlamıştır. 

Şakir mütevazı evinde dervişi misafir eder. Yemeğini onunla paylaşır. Derviş vedalaşırken Şakir’e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyleyince, Şakir yine aynı sözü söyler: “Bu da geçer ya Hu.”

Yedi yıl sonra dervişin yolu yine o köye düşer. Şakir’in yanında çalıştığı çiftlik sahibi ölmüştür. Ailesi olmadığı için de tüm malını Şakir’e bırakmıştır. Şakir yine yörenin en zengin insanı olmuştur. Derviş bu duruma ne kadar sevindiğini söyleyince yine aynı cevabı alır: “Bu da geçer ya Hu.”

Bir zaman sonra Derviş yine Şakir’i arar. Ona bir tepeyi işaret ederler. Tepede Şakir’in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: “Bu da geçer ya Hu”

Derviş “ölümün nesi geçecek?” diye düşünür ve gider. Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek için geri döner ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel felaketi olmuş ve her şeyi savurmuştur.

İyi de olsa kötü de her şey gelir geçer. Başımıza her ne geldiyse, artık geçmişte kaldı. Hayatın kendisi bile gelip geçiciyken, hayat içinde olan biten şeyleri kafaya takmamak gerek. 

 

Yazıda kullanılan görsel FREEPIK’ten alınmıştır. Designed by Asierromero

Doğan Kitap ve İnkılap Yayınevi tarafından üç kitabı yayımlandı. Eğlenceli Türk Tarihi isimli kitabı üç baskı yaptı. Akşam, Tercüman, Vatan ve Posta gazetelerinde yazar olarak çalıştı.

0 yorum yapılmış

Bu yazı için bir yorum yapın

Bu yazı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Aşağıdaki formu kullanarak düşüncelerinizi diğer ziyaretçilerle paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir