Dibe vuranlar ve dipten çıkanlar

Hayat, kendiliğinden ne iyidir ne de kötüdür; ona iyiliği, kötülüğü verecek sizsiniz.

Montaigne

Bu yazının konusu, geçtiğimiz günlerde bir kitabın tanıtım yazısını okurken ortaya çıktı. Kitap, zenginlikten yoksulluğa düşenler ve yoksulluktan zenginliğe çıkanlar hakkındaydı. Tam da “Neler Oluyor Hayatta” dedirtecek türden yaşam hikayeleri…

Önce yoksulluktan zenginliğe uzanan yolda yürümüş iki ünlü ismin hikayesini anlatacağım.

Jim Carrey

James Eugene Carrey, 1962’de Kanada’da dünyaya geldi. Ailesi Toronto’nun banliyölerinden Scarborough’a taşınmak zorunda kalınca, James’in hayatı da birden değişiverdi. Bütün aile bir fabrikada güvenlik görevlisi ve hademe olarak çalışmaya başlamıştı. James okuldan çıktıktan sonra 8 saat fabrikada çalışıyordu. Fabrikadaki işi bırakınca, ailenin durumu daha da bozuldu. Artık bir karavanında yaşamaya başlamışlardı. İyice dibe vurdukları o günlerde James moralini düzeltmek için kendine 20 milyon dolarlık bir çek yazdı. Bunu 20 milyon dolar kazanıncaya kadar saklayacaktı.

James, komedyenliğe başladı. Ardından TV şovlarına çıktı. En sonunda sinema dünyasına girdi. Sevilen bir aktör olmuştu. 1996’da başrolünü oynadığı filmde 20 milyon dolar kazanıp, yıllar önce kurduğu hayali gerçekleştirdi. Fakat hayatta herşey dört dörtlük olmuyordu. Bir süre sonra James’in babası hayata veda etti. James ya da tüm dünyanın onu tanıdığı ismiyle Jim Carrey, yıllar önce yazdığı o çeki babasının tabutunun içine koydu. Belki de babasına “gözün arkada kalmasın, bak işte bu çeki artık cüzdanımdan çıkardım” demek istiyordu.

Stephen King

Stephen King

Küçük yaşlarından itibaren yazar olmak isteyen Stephen King, üniversiteyi bitirdikten sonra iş bulamadı. New Franklin’deki bir çamaşırhanede çalışmaya başladı. Bunun, hayalini kurduğu iş olmadığı kesindi; ama bakması gereken bir ailesi  vardı. Bu yüzden de pek iş seçecek durumda değildi. Stephen işten eve dönünce çeşitli dergilerde yayımlanmak üzere hikayeler yazıyordu. Bir süre sonra Stephen bir okulda öğretmenlik işi buldu. Fakat konferanslar, veli toplantıları ve evde okuduğu öğrenci ödevleri Stephen’a yazı yazacak pek fazla zaman bırakmıyordu. King ailesi o sıralarda bir karavanda yaşıyordu. Stephen yazarlık geleceği hakkında umutsuzluğa düşmeye başlamıştı ama yine de karavanın çamaşır bölmesinde yazmaya devam ediyordu. Stephen, Carrie isimli bir hikaye yazmaya başladı. Fakat bu, uzun bir hikaye olacağa benziyordu. Sonunda Stephen bu kadar uzun bir öyküyü hiçbir derginin yayımlamayacağına karar verip yazdıklarını çöpe attı.

Ertesi gün Stephen okuldan eve döndüğünde, yazdıklarının eşi Tabby’nin elinde olduğunu gördü. Çöp sepetini boşaltırken onları görmüş ve çıkartıp okumuştu. Tabby, Stephen’a bu hikayeye devam etmesini söyledi. Stephen da öyle yaptı. Bitirince de bunu Doubleday isimli yayınevine gönderdi. Aylar sonra bir gün yayınevinden telgraf geldi. Telgrafta Doubleday’in Carrie’yi basmayı kabul ettiğini ve Stephen’a 2.500 $ avans verecekleri yazıyordu. Ertesi yıl Carrie’nin yayın hakları Signet Books isimli bir yayınevine satıldı. Bu satıştan Stephen’ın payına da 200 bin dolar düşüyordu.  Stephen King bu haberi 1973 yılının Mayıs ayında 90 dolara kiraladıkları evlerinde almıştı.  King ailesi için artık zor günlerin sonu gelmişti. Stephen King, kitapları 350 milyondan fazla satan ünlü bir yazar olacaktı.

Sıra dibe vuranlarda…

Stanley Kirk Burrell, 80’lerde MC Hammer ismiyle girdiği müzik dünyasında çok büyük başarılar elde etti. 1990’da yaptığı “U Can’t Touch This” isimli şarkı onu dünya çapında meşhur etti. Turneler, reklam anlaşmaları birbirini takip etti. Fakat aniden gelen bu şöhreti, MC Hammer kaldıramadı. Çılgınca para harcıyordu. Müzik kariyeri düşüşe geçmişti. Sonunda iflas etti. Bir zamanların pop yıldızı MC Hammer artık eşi ve 5 çocuğuyla birlikte Kaliforniya’da mütevazı bir hayat sürüyor.

Amerikalı boksör Mike Tyson, 1986’da WBC’nin (Dünya Boks Konseyi) Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonluğu unvanını kazandığında henüz 20 yaşındaydı. Bu ünvanı alan en genç boksör olmuştu.  Ard arda elde ettiği başarılar ona 300 milyon dolar kazandırdı.  Fakat Tyson özel hayatında birçok sorun yaşıyordu. 1990’da ağırsıklet boks şampiyonu ünvanını kaybetti. 1992’de tecavüz suçlamasıyla 10 yıl hapse mahkum edildi. 3 yıl sonra serbest bırakıldı. Bir zamanların bu ünlü sporcusu, artık tüm parasını kaybetmiş eski bir boksörden başka bir şey değil.

John Lennon, oğlu Sean için yazdığı şarkıda “hayat, sen başka planlar yapmakla uğraşırken, başına gelendir” demişti. Gerçekten de hayat sürprizlerle dolu. Ne oldum değil ne olacağım demek lazım…

Barış Özkök’ün bu yazısı 31 Ağustos 2008 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın