Gazeteler nasıl kurtulur?

[vc_row][vc_column width=”1/2″][vc_column_text]Dünyada nüfusu en hızlı artan ülkelerden biri olan Türkiye’de 35 milyon kişi internet kullanıyor. Yani toplam nüfusumuzun %48’i. Nüfus artış hızına uygun bir şekilde de, internet kullanıcı sayısına her ay 90 bin kişi ekleniyor. En çok ziyaret ettiğimiz sitelerin başında Google, Facebook ve Youtube var. En popüler 25 Web sitesi içinde 6 tane haber portalı var. Bunların beşi, gazetelere ait.

Gazetelerin satış rakamlarında son on yılda fazla bir değişiklik olmadı. On  yıl önce kaç satıyorsa, aynı gazete bugün de aşağı yukarı aynı sayıda satıyor. Fakat nüfusumuz hızla arttığından; gazete satışları aynı kalsa bile, gazete alanların toplam nüfustaki oranı hızla düşüyor.

Peki bunun nedeni, insanların haberleri ve sevdiği yazarları Web’den bedava okumayı tercih etmesi mi? Bunun küçük de olsa belki bir etkisi olabilir. Fakat bence asıl neden, internetin ve cep telefonlarının insanların okuma alışkanlıklarını değiştirmesi.

Kimsede uzun yazı okuma alışkanlığı kalmadı. Okuduğu yazı 75 saniyede bitmediyse, “bu ne böyle yaaa! bu kadar uzun yazı mı olur” demeye başlıyor.

İnsanlar artık yolda yürürken bile internete giriyor, müzik dinliyor, arkadaşına mesaj çekiyor, telefonla konuşuyor. Tabii herşeyi yapmak istedikleri için de, herbirine sınırlı bir zaman ayırıyor. Bu  yüzden gazetelerin öncelikle, biçim olarak kendilerini değiştirmesi lazım. Örneğin bütün yazarlar haftada en fazla üç gün yazacak ve yazılar 450 kelimeyle sınırlanacak. Ayrıca farklı konularda, uzmanlar tarafından kaleme alınan makalelere de yer verilecek. Ülkemizdeki gazetelerde ise her yazar, aklınıza gelebilecek her türlü konuda haftanın yedi günü boyunca, yarım sayfa “uzman” yazısı yazıyor!

[/vc_column_text][/vc_column][vc_column width=”1/2″][vc_column_text]Karikatürlü günler…

Özellikle uzun yazı okumaktan hoşlanmayan günümüz okuru için, tefrika halinde yayımlanan çizgi hikayeler, çizgi bantlar, karikatürler; basılı gazetelerin özledikleri satış rakamlarına ulaşmasına katkıda bulunabilir. Fakat çoğu gazetede artık karikatür diye bir şey kalmadı.

Gazetelerin toplam 14-15 sayfa çıktığı eski günlerde bile daha fazla karikatür vardı. En az 1 siyasi karikatür; 1 ya da 2 tane tefrika edilen çizgi roman yayımlanırdı. Sezgin Burak’ın Tarkan’ı bunların en ünlüsüydü. Ayrıca çoğunlukla Amerikalı çizerlere ait 3-4 tane de lisanslı çizgi bant olurdu.

Söz karikatürden açılmışken, eski bir ustayı da hatırlayalım. Onyedi yıl önce aramızdan ayrılan karikatürist Nehar Tüblek, daha okuma yazma  bilmediğim zamanlarda bile, benim gazeteye bakmamı sağlardı. Kendisini saygıyla anıyorum.[/vc_column_text][vc_single_image image=”257″ img_size=”large” alignment=”center”][vc_column_text]Yer: Günaydın Gazetesi, Yıl: 1990 (soldan sağa) Barış Özkök ve karikatürist Nehar Tüblek.

Tüblek bir çok dergide (Amcabey, Akbaba, Çarşaf…) ve gazetede (Dünya, Akşam, Hürriyet, Günaydın…) karikatür çizdi. 1995’te 71 yaşında öldü. Tüblek’ten 11 yıl sonra Semih Balcıoğlu’nun ölümüyle günlük siyasi karikatürde bir dönem de sona ermiş oldu.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

Bu yazı 15 Temmuz 2012 tarihinde Vatan Gazetesi’nde yayımlandı.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Bu konuda görüşlerinizi yazın