Gülen sarı yüzün hikayesi…

Dünyanın en ünlü ikonu “gülen yüz”ün yaratıcısı Harvey Ball, 7 yıl önce 12 Nisan’da ölmüştü. Ball’un gülen yüzden bir servet kazandığını düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Çünkü  milyonlarca üründe kullanılmış olsa da gülen yüz, yaratıcısına sadece 45$ kazandırmıştı.

Günlük hayatta birbirimizle etkileşim içindeyken kullandığımız birçok sözsüz iletişim ögesi var. Usta karikatüristler karikatürlerinde bu ögeleri çok iyi kullanırlar. Çünkü onların anlatım aracı çizgilerdir. Çoğu zaman konuşma balonları çizgilere eşlik eden, ikinci planda kalan bölümlerdir. Hatta yazısız karikatürlerde her şey çizgilerle anlatılır.

E-postanın yalnızca metinden oluşan dünyasında, bir telefon konuşmasının ya da yüzyüze görüşmenin zenginliğinde iletişim kurmak çok zordur. Yüzyüze konuşmadaki basit bir gülümsemenin bile dijital dünyada karşılığı yoktur. Bu nedenle hemen herkes e-postalarında ve cep telefonu mesajlarında gülümsemenin üç basit karakterle oluşturulan ikonik bir temsilini kullanırlar: 🙂 Hepinizin bildiği gibi burada iki nokta gözleri, kısa çizgi burnu, sola açık parantez de gülen bir adamın ağzını temsil eder.

Gülen yüz ifadesi tamamen insanların e-posta veya SMS aracılığıyla ilettikleri mesaja daha fazla iletişim ögesi katma ihtiyaçlarından ortaya çıkmıştır. Örneğin bir cümlenin sonuna eklenen gülen bir yüz ifadesi o cümlenin yorumlanışını tamamen değiştirebilir. Karikatüristlerin karikatürlerinde yaptığı da buna benzemektedir.  Okuyucu önce konuşma balonunda yazanları okur fakat bunları yorumlamadan önce sözlerin ait olduğu karaktere bakar. Çünkü sözlerin ait olduğu kişinin vücut hareketleri, yüz ifadesi o cümleyi nasıl yorumlamamız gerektiğini gösterir.

Kısa mesajlarımızda, e-postalarımızda, sanal muhabbetlerde sıkça kullandığımız gülen yüz aslında 45 yıldır hayatımızın içinde. Bu yazıyı yazma sebebim ise, içinde bulunduğumuz haftanın, gülen yüzün ya da namıdiğer “smiley”in yaratıcısı Harvey Ball’un ölüm yıldönümü olması. Smiley’in yaratıcısı Ball, 12 Nisan 2001’de 79 yaşında ölmüştü.

Smiley’in ortaya çıkışı

ABD’nin Worcester şehrindeki “State Mutual Life Assurance” isimli sigorta şirketi, 1960’ların başında  başka bir şirketle birleşme kararı aldı. Bu, şirket çalışanları üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştı. 1963’te State Mutual, çalışanlarının gülümsemesini sağlamak için “dostluk kampanyası” adında bir kampanya başlattı. Grafiker Harvey Ball’dan da grafik desteği istediler. Ball’un yapacağı çizim, şirkette çalışanların görebileceği hemen her yerde kullanılacaktı. Ball 10 dakikada bir çizim yaptı. Kendisine bu çalışması için 45 $ ödendi. Harvey Ball hepimizin çok iyi bildiği gülen sarı yüzü (smiley) çizmişti. Ball için işin en acı tarafı, sonradan çok ünlü olacak bu kreasyonu için kazandığı tüm paranın bu 45 $ olmasıdır. Tabii bu durum sigorta şirketi için de geçerlidir. Çünkü Ball gibi onlar da gülen yüzün telif hakkını almamıştı.

70’lerin başında Philadelphia’lı Bernard ve Murray Spain kardeşler, smiley’in altına “güzel bir gün geçirin” ibaresini eklediler. Ardından da resmin ve yazının telif hakkını aldılar. Spain kardeşlerin izinden giden bir sürü insan oldu. Artık herkes üzerinde gülen sarı surat olan bir şeyler üretmeye başlamıştı: T-shirt’ler, kırtasiye ürünleri, hediyelik eşyalar, mutfak malzemeleri, rozetler… Herşeyin üzerinde smiley’i görmek mümkündü.

80’li yıllar ve smiley çılgınlığı

80 kuşağından okurlarımız smiley çılgınlığını da gayet iyi hatırlayacaktır. O yıllarda herkesin bir rozet takıntısı vardı. Tişörtlere, çantalara, montlara, arkalarında kalın bir iğnesi olan rozetler takılırdı. Bunlarda genellikle esprili bir slogan, dönemin sevilen şarkıcılarından birinin resmi ya da tahmin edeceğiniz gibi smiley olurdu. 88’den sonra ise smiley’in altına “don’t worry be happy” (üzüntüyü bırak keyfine bak) yazmak modaydı. Çünkü o yıl Boby McFerrin’in bu ismi taşıyan şarkısı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi görmüştü.

Ama smiley’in 80’lerde ülkemizde ve dünyada bu kadar popüler olmasın asıl sebebi, dönemin moda müziği acid house’un sembolü olmasıydı.  Acid house, house müziğinin bir türeviydi. ABD’de ortaya çıkmış, oradan da İngiltere’ye ve tüm dünyaya yayılmıştı.

Hazır söz 80’lerden açılmışken, smiley’in siber uzaydaki yaşamından da söz edelim. 19 Eylül 1982’de Scott Fahlman adındaki bir bilgisayar programcısı, Carnegie Mellon Üniversitesi’nin forumuna bir mesaj gönderdi. Bu mesajda, eğer foruma gönderilen bir mesajın sonunda 🙂 karakterleri kullanılıyorsa; o mesajın bir şaka olarak kabul edilmesini teklif ediyordu. Fahlman’ın önerisi hemen benimsendi ve kullanılmaya başlandı. Fahlman böylece günümüzde sanal sohbetlerimizde ve kısa mesajlarımızda bolca kullandığımız ikonların da mucidi olmuş oldu.

Barış Özkök’ün bu yazısı 13 Nisan 2008 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın