Hayat Serenadı

Atatürk, yaveri Salih Bozok’a yazdığı mektupta bir Fransız şairinden alıntı yapar: “Hayat kısadır, biraz hayal, biraz aşk ve sonra Allahaısmarladık.”

Filozoflar genellikle soruları cevaplamaktan çok onları analiz etmeyi severler. Çok sevilen bazı sorular vardır. Bunlardan biri de “Hayatın anlamı nedir?” sorusudur. Acaba bu sorunun gerçekten bir cevabı var mıdır?

Birçok insan hayatı kendi dünya görüşüne göre tanımlamaya çalışmıştır. Karl Marx “Hayat çalışmaktır” der. Henry Ford da onun gibi düşünür. Liza Minelli, “hayat bir kaberedir” der.

Seneca “hayat bir oyundur, önemli olan ne kadar sürdüğü değil, oyundaki performansınızdır” der. Peki ne tarz bir oyundur bu? Jean de La Bruyere bunun cevabını verir: “hissedenler için bir trajedi, düşünenler içinse bir komedi”.

Atatürk ise hayata bakışını anlatmak için bir Fransız şairinden alıntı yapıyor. Yaveri Salih Bozok’a gönderdiği bir mektupta Atatürk şunları yazıyor:

Bir Fransız şairi hayatı şöyle tarif ediyor:

Hayat kısadır

Biraz hayal,

Biraz aşk

Ve sonra Allahaısmarladık.

Diğeri de

Hayat boştur.

Biraz kin,

Biraz ümit

Ve sonra Allahaısmarladık.

Salih bunları ezberle ve sen hayatı nasıl anladınsa ona göre bunlardan birini benimse.

Atatürk’ün gerçekleştirdiklerini düşününce, 57 yıllık hayatının tüm bunları yapabilmek için çok kısa olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. O’nun en büyük aşkı yüce Türk milletiydi. O, bu milletin hakkettiği yere gelebilmesi için hayal kurmuş, bunları gerçekleştirmiş ve sonra da  Allahaısmarladık demişti.

Ölümünün 69. yılında Atatürk’ü saygıyla anıyoruz.

Lloyd George’un görevinden ayrılması

Büyük Taarruz başarıyla sonuçlanmıştı. Anadolu’daki Türk şehirlerini yakarak kaçan Yunan kuvvetleri İzmir’den denize dökülmüştü. Fakat İzmir’den ayrılan Yunan kuvvetleri Yunanistan’da yeniden toparlanıyordu. Yunan ordusu Trakya bölgesinden ilerlemek için harekete geçti. Yunan kuvvetlerinin Trakya’ya girmesi bu bölgeleri zor duruma düşürecekti. Onları durdurmak ve ilerlemelerini engellemek gerekiyordu. Mustafa Kemal, Türk ordularına İzmir’den Çanakkale Boğazı’na doğru ilerlemesi emrini verdi.

İngilizler, Çanakkale Boğazı’nın tarafsız bölge olduğunu ve Türk ordularının boğazdan geçemeyeceğini ileri sürüyordu. Mustafa Kemal, İngilizlerin görüşlerini kabul etmedi. Türk ordusu ilerlemeye devam etti. İngilizlerle Türk kuvvetleri arasında her an bir çatışma çıkabilirdi. Mustafa Kemal’in kararlılığı karşısında İngilizler O’nun isteklerini kabul etmek ve Türk kuvvetlerinin Boğaz’dan geçmesine razı olmak zorunda kaldılar.

Bu gelişme İngiliz Parlamentosu’nda şiddetli tartışmalara neden oldu. Muhalefet Liderlerinden biri Başbakan Lloyd George’u eleştirdi.

“Bize başarı için söz verdiniz. Hani Anadolu bizim kontrolumuzda taksim edilecekti. Hani İzmir Yunanlılara verilecekti. Hazineden onca para harcandı. Bunun hesabını başbakan versin” dedi.

Bunun üzerine Yunan hayranı Başbakan Lloyd George kürsüye geldi. “Arkadaşlar”,  dedi. “Asırlar nadir olarak dahi yetiştirir. Bu asrın yetiştirdiği büyük dahi Mustafa Kemal bizim karşımızdaydı. Mustafa Kemal’e karşı ben ne yapabilirdim” dedi ve görevinden ayrıldı.

Herkese saygılı bir lider

İzmir kurtarılmış, İngilizlere karşı diplomatik başarı elde edilmişti. Başkomutan Mustafa Kemal trenle Ankara’ya dönüyordu. Ankara’dan yola çıkan bir heyet de gecenin ilerleyen saatlerinde Beylik Köprü’ye geldi. Mustafa Kemal’in trenini karşıladı. Mustafa Kemal kompartımanındaydı.

Karşılamaya gelen heyettekiler Mustafa Kemal’i görmek için sabırsızlanıyordu. Fakat Mustafa Kemal’in yaveri Salih Bey ziyaretçilere Mustafa Kemal’in uykuda olduğunu söylüyor, onların kompartımana girmelerini engelliyordu. Bir aralık kompartımanın penceresinden Mustafa Kemal göründü. Mustafa Kemal “Buyurun gelin. Uyumuyorum” diyerek ziyaretçileri kompartımana aldı. Türk tarihinin en büyük zaferlerinden birini kazanan komutan yorgun görünmekteydi. “Uyuyamadım” der. “Yastık, battaniye koymamışlar. Koluma dayandın. Kolum ağrıdı. Elbiselerimi yastık gibi kullanmak istedim. Olmadı. Ne yaptıysam uyuyamadım”. Mustafa Kemal’i karşılamaya gelenler heyecanla “Paşam, niçin haber vermediniz?” diye sorunca Mustafa Kemal onlara şu cevabı verir: “Herkes de benim kadar yorgun ve uykusuz. Kimseyi rahatsız etmek istemedim.”

Lloyd George’un “Asırların nadir yetiştirdiği dahi” diye nitelendirdiği Mustafa Kemal dahiydi, büyük komutandı, çok başarılı devlet adamıydı. Ama İzmir’e girdiğinde ayaklarının altına serilen Yunan bayrağını, ”Bayrak bir milletin onurudur” diyerek çiğnemeyecek kadar saygılıydı. Yanında bulunanların yorgunluğunu kendi yorgunluğu gibi görecek kadar merhametli yüce bir insandı.

Barış Özkök’ün bu yazısı 11 Kasım 2007 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın