Her Kelimenin Bir Hikâyesi Var: Astronot

Uzay uçuşlarında yer alan uzay gemisi mürettebatına astronot denir.

Astronot terimi 1920’li yıllarda Latince astrum (yıldız) ve nauta (gemici) kelimelerinin birleşmesinden ortaya çıkmıştır.

Ruslar uzaya gidenlere kozmonot derken, Fransızlar ise spationaut demektedir.

Uluslarası Astromi Federasyonu, dünyadan 100 km yukarıda bulunmayı uzay yolculuğu olarak tanımlamaktadır. Bu tanımdan yola çıkarak bazı uçak pilotları da astronot olarak kabul edilebilir.

Pilotlu uzay uçuşları uzay araştırmalarında önemli bir yere sahiptir. İnsanlar uyduları tamir edebilir ve tekrar çalışmalarını sağlayabilir. Uzayın insan vücudu üzerindeki etkileri, dünyadaki insanlar için önemli tıbbi bilgiler de sağlamıştır. Astronotlar uzayda makinaların yapamayacağı deneyleri yapabilirler. Mevcut pilotlu uzay uçuşları, insanların uzayda daha uzun süre kalabilmelerini sağlama konusunda yaptıkları çalışmalarda bilimadamlarına yardımcı olmaktadır.

Astronotlardan 1950’li yılların sonlarında söz edilmeye başlandı. Çünkü o yıllarda Birleşik Devletler ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği pilotlu uzay uçuşu programlarına başlamıştı. Her iki ülke de ilk astronot olarak askeri pilotları seçti. Artık modern astronotlar arasında pilotlar kadar bilim adamları, mühendisler, tıp doktorları ve eğitimciler de bulunmaktadır.

İnsanoğlunun uzay macerası 1957’de ilk uydunun (Sovyet Sputnik) uzaya fırlatılmasıyla başladı. 1 Nisan 1961’de Vostok ile uzaya giden Yuri Gagarin ile SSCB uzaya ilk insan gönderen ülke oldu. Amerika Birleşik Devletleri bir ay sonra Alan B. Shepard, Jr. isimli astronotu uzaya gönderdi. Haziran 1963’te uzaya giden Sovyet kozmonot Valentina Tereshkova, uzaya giden ilk kadın olmuştur.

Aya ilk ayak basan insanlar, Neil Armstrong ve Buzz Aldrin’dir. Bu iki astronot 20 Temmuz 1969’da, Apollo 11’in ay modülü ile ayın yüzeyine inmiştir. 1998’de 77 yaşındayken uzaya giden Kohn Glenn ise uzaya giden en yaşlı insan olmuştur. Şu ana kadar 20 ülkeden yaklaşık 400 kişi uzaya gitmiştir.

Barış Özkök’ün bu yazısı 2005 yılında Halk’a ve Olaylara Tercüman Gazetesi’nde yayımlandı.

 

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın