Her Kelimenin Bir Hikâyesi Var: Kelime

Sözcük ve kelime eşanlamlıdır. Arapça kökene sahip olan kelime’ye Türkçe bir karşılık olarak sözcük ortaya çıkmıştır. Türkçe’de –cik aslında çekim eki olarak adlara ve sıfatlara gelen vurgulu bir küçültme ekidir. Bu nedenle “sözcük, sözün küçüğü müdür” diye eleştiriler yapılmıştır. Sözcük elbette ki sözün küçüğü değildir. Fakat bu eleştirileri yapanlar –cik ekinin bir işlevi daha olduğunu gözardı etmişlerdir. –cik, çeşitli adlarlarla beraber kullanıldığında yeni adlar ortaya çıkaran bir üretim eki olur: gelincik, bademcik, kızılcık, dipçik, tomurcuk, dağarcık, maymuncuk gibi. Örneğin, sığırcık “küçük sığır” demek değildir. Bir kuşun adıdır. Kahverengi derken kahveyi nasıl düşünmüyorsak, sığırcık derken de bir küçük bir sığırı hayal etmiyoruz. (Tabii sığırcık’ın bir kuş olduğunu bilmeyenler bunu ilk duyduklarında öyle düşünebilir.) Aynı şekilde sözcük derken de sözün küçüğünü değil, bir gramer terimini düşünüyoruz. Bugün hem sözcük hem de kelime dilimizde aynı kavramın karşılığıdır ve ikisi de kullanılmaktadır.  Fakat kelimenin geçmişten gelen bir avantajı vardır.

Arapça bir sözcük olan kelam “söz” anlamındadır. Kelam etmek “söz söylemek” demektir. Kelimenin kökeni de kelam sözcüğüdür. Eskiden kelimenin çoğulu olarak kelimeler yerine kelimat denilirmiş.

 

Barış Özkök’ün bu yazısı 2005 yılında Halk’a ve Olaylara Tercüman Gazetesi’nde yayımlandı.

 

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın