Her Kelimenin Bir Hikâyesi Var: Parfüm

Eski zamanlarda dini törenlerde etrafın güzel kokmasını sağlamak için kokulu maddeler yakılırdı. Bunlara tütsüg denirdi. Tütsüg kelimesi günümüzde tütsü’ye dönüşmüştür.

Et ve balık gibi yiyeceklerin saklanması için tütsü dumanına tutulması işlemine tütsüleme denir. Tütsü ile kurutulmuş et ve balığa ise füme denilmektedir. Füme yapma işlemi tütsü odasında bir gün boyunca sürer. Füme için kayın, ardıç, meşe, defne gibi kokulu ağaçların dumanından faydalanılır. Yani tütsü hangi amaçla yakılırsa yakılsın dumanının güzel bir koku yayması ilk ilk şarttır.

Parfüm kelimesi eski Fransızca’daki perfum’den ortaya çıkmıştır. Perfum iki Latince kelimenin birleşmesinden meydana gelmiştir: per vCoco-Chanele fum. Latince’de fumar kelimesi “tütmek, duman çıkarmak” anlamına gelmektedir. Zaten füme kelimesinin kökeni de budur. Per kelimesi ise “içinden, aracılığıyla” anlamına gelmektedir. Fransa’da hoş kokulu dumanlar çıkartan tütsülerden esinlenerek etrafa güzel kokular saçan sıvılara parfüm adı verilmiştir.

17. yüzyıl Fransası’nda Paris çok önemli bir parfüm üretim merkeziydi. 19. yüzyılda kimyanın gelişmesiyle beraber günümüzdeki parfümlerin temelleri atılmıştır. Önceleri parfümler sadece gül, leylak, menekşe gibi tek bir çiçeğin kokusunda üretiliyordu; sonraları birkaç çiçeğin kokusu birlikte kullanılmaya başlandı. En sonunda da herhangi bir çiçekle ilgisi olmayan soyut kokular üretilmeye başlandı. Bu, parfüm endüstrisinde devrim sayılabilecek bir gelişmeydi.

1921’de Gabrielle Bonheur Chanel, “Chanel No:5” adını verdiği parfümünü piyasaya çıkardı. Parfüme bu adı vermesinin sebebi ise bunun koku tasarımcısı Ernest Beaux tarafından üretilen beşinci koku olmasıydı. Kısa sürede dünya çapında bir üne kavuşan Chanel No:5 hala kadınların kullanmayı en çok tercih ettikleri parfümlerden biridir.

Barış Özkök’ün bu yazısı 2005 yılında Halk’a  ve Olaylara Tercüman Gazetesi’nde yayımlandı.

Bu konuda görüşlerinizi yazın