Her Yerin Bir Hikâyesi Var: Galata

Galata, İstanbul’da Beyoğlu ilçesine bağlı, Unkapanı Köprüsü  ile Dolmabahçe Sarayı arasında kalan bölgedir.

Galata bölgesine ilk yerleşlenler Grek denizcilerdi. Burada bulunan limanın yamaçlarında çok sayıda incir ağacı bulunduğu için buraya önceleri Sykai (İncirlik) denirdi.

Bizans İmparatoru Jüstinyen burayı Bizans İmparatorluğu’nun sınırları içine katmıştı. 1204 yılında IV. Haçlı Seferi ile Bizans İmparatorluğu yerine kısa bir süre Latin İmparatorluğu kuruldu. İstanbul’un tekrar Bizanslılar eline geçmesi için Cenevizliler Bizans’a yardım ettiler. Bu yardım nedeniyle Bizans İmparatoru Mihail Paleologos 1261 yılında Cenevizlilere  ticaret bakımından imtiyazlar verdi. Cenevizliler suyu bol olan Galata bölgesine yerleştiler. Verimli topraklar üzerinde yaşayan ve koyun besleyen bu insanlar Bizans’ın süt ihtiyacını  karşılamışlardı. Galata sözcüğü Latince’de, “süt satılan yer” anlamına gelir.

Galata’daki Balıkpazarı ile Eminönü tarafındaki Balıkpazarı arasında eskiden zincir bulunurdu. Bu zincir Haliç’e girmek isteyen gemilerden gümrük vergisi alındıktan sonra açılırdı. İstanbul’un fethi sırasında da Türk gemilerinin Haliç’e girmesini engellemek için bu zincir çekilmişti. Zincirin varlığı nedeniyle Fatih Sultan Mehmet gemilerini Galata sırtlarından Haliç’e kızaklarla indirmişti.

1303 yılında Bizans İmparatoru II. Andronikos zamanında  Galata’ya yerleşen  Cenevizlilerin yaşayacakları yerlerin  sınırları belirlendi. Cenevizliler belirtilen sınırlar içinde kendilerini güvenlik altına almak için kule şeklinde evler yaptılar. Bizans, kendisi için tehlike olmaması için  Cenevizlilerin kale yapmasına izin vermemişti. Cenvizliler de saldırıdan korunmak için evlerinin etrafına geniş hendekler kazdılar. Bugün Galata bölgesinde bulunan Büyükhendek, Küçükhendek, Lülecihendek gibi çok önemli caddelerin isimleri de eskiden açılan  bu hendeklerden gelmektedir.

 

Barış Özkök’ün bu yazısı 2005 yılında Halk’a ve Olaylara Tercüman Gazetesi’nde yayımlandı.

 

Bu konuda görüşlerinizi yazın