İletişimde uyumun önemi 1

Biriyle iletişim kurduğunuzda, karşınızdaki insanın sizi anlayacağının bir garantisi yoktur. Karşınızdaki kişinin sizin vermek istediğiniz mesajı anlayıp anlamadığını, size verdiği yanıttan anlarsınız. Eğer bir espri yaptıysanız, bu cevap bir kahkaha ya da tebessüm şeklinde olabilir. Eğer boş gözlerle suratınıza bakıyorsa ya kötü bir şaka yapmışsınızdır ya da esprinizi anlamamıştır. Bu açıdan iletişimde en önemli şey, sizin mesajınıza karşılık aldığınız cevaptır. İletişim bir döngü olduğuna göre, bunun düzgün bir şekilde işleyebilmesi için sizin kendi payınıza bir şeyler yapmanız gerekir. 

İyi iletişimciler empati kurabilenlerdir

İyi bir iletişim, karşıdakine uyum göstermekle, onunla empati kurmakla gerçekleşir. Uyum sadece sözlerle olmaz. Sözlerin iletişimde sadece %7’lik bir etkisi vardır. Bakışlar, hareketler, mimikler, duruş bunların hepsi bir arada olunca uyumdan söz edilebilir. 

İyi iletişimciler, karşılarındakine uyum gösterebilen kişilerdir. Toplumumuzda karşıdakine uyum sağlamak genellikle bir taviz olarak görülür: “O kim yahu! Ben niye ona uyacakmışım, asıl o bana uysun!” Böyle düşünen insanların ne büyük bir yanılgı içinde olduklarını anlamak için, politikacılara bakın: Sabah bir üniversiteye gidip konuşma yaparlar, ardından iş adamları tarafından verilen bir davete katılırlar, oradan çıkınca bir kahvehaneye giderler ve insanlarla çay içip sohbet ederler… Çünkü gayet iyi bilirler ki, toplumun farklı kesimlerindeki insanlarla ne kadar samimi bağ kurabilirlerse, seçim zamanında da o kadar başarılı olurlar.

Söyledikleriniz ve beden diliniz uyumlu olmalıdır

Sözlerimizin ve beden dilimizin de uyumlu olması gerekir. Karşımızdaki insanın beden dili bizi inandırmıyorsa, ne söylerse söylesin ona inanmayız. Başarılı insanlar her bakımdan uyum hissini yaratır. Uyum da güveni meydana getirir. Bunu günlük hayatta çoğu vakit farkında olmadan yaparız zaten. Meselâ telefonda konuştuğumuz insan, hastane ya da kütüphane gibi bir yerdeyse kısık sesle konuşur. Evde bile olsak biz de hemen kısık sesle konuşmaya başlarız. Oysa bizim bulunduğumuz ortamda kısık sesle konuşmamızın hiç gereği yoktur. Fakat empati kurma dürtümüz, bize bunu yaptırır.

Karşınızdakiyle iletişim köprüsü kurmadan mesajınızı veremezsiniz

Uyum gösterme, karşınızdaki insanla aranızda bir köprü kurmanızı sağlar. Köprü bir kez kurulunca, ufak ufak davranışınızı değiştirmeye başlarsınız. Bu sefer de karşınızdaki insan sizi takip etmeye başlar. Böylece siz onu başka bir yöne doğru götürebilirsiniz. En iyi öğretmenler, önce öğrencileriyle kendi arasında bir köprü kurar. Bunun ardından onların dünyasına girer.

Bir aksiyon filminde bir arabadan diğerine atlamak isteyen birini düşünün. Öncelikle diğer arabanın, ötekiyle aynı hızı tutturması gerekir. Ancak bunun ardından, yâni iki arabanın hızları eşitlendikten sonra, kahramanımız bir arabadan diğerine atlayabilir.

Üzgün birini teselli etmek isterseniz, ilk başta empati kurup onun hislerini anladığını göstermeniz gerekir. Aranızda bağ kurulduktan sonra da onu üzgün hâlinden çıkaracak adımları atarsınız. Fakat üzgün birinin yanına gidip, neşelensin diye saçma sapan bir fıkra anlatarak söze başlarsanız, onunla iletişim kuramazsınız.

Tartışmalardan bir sonuç elde etmek istiyorsanız empati kurun

Bir tartışmaya, karşınızdakinin ağzının payını vereceğim diye girerseniz, olumlu bir sonuç elde edemezsiniz. Belki deşarj olursunuz. Kendinizi zafer kazanmış gibi hissedip, bir süre sahte bir rahatlama hissedebilirsiniz. Fakat tartışmaya konu olan meseleyi halledemezsiniz. İnsanların düşüncelerini takdir ettiğinizi göstererek, onlarla bağ kurabilirsiniz. Sözlerine katılmıyor olabilirsiniz, fakat katılmasınız da takdir ettiğinizi gösterirseniz, aranızda köprü kurabilirsiniz. 

0 yorum yapılmış

Bu yazı için bir yorum yapın

Bu yazı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Aşağıdaki formu kullanarak düşüncelerinizi diğer ziyaretçilerle paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir