İyi ki doğdun Miki Fare!

Walt Disney 1928’de baştan sona sesli ilk çizgi filmi yaptı. Miki Fare’nin başrolde olduğu bu filmin gösterime girdiği 18 Kasım 1928 tarihi, Miki Fare’nin doğum günü olarak kabul edildi.

ABD’de çizgi filmlerin Altın Çağı, ilk sesli çizgi filmin yapıldığı 1928’de başlamış; 1940’ların ortasında zirveye çıkmış ve 1960’larda sona ermişti. Birçok ünlü çizgi film kahramanı bu dönemde doğmuştu: Miki Fare, Ördek Daffy, Donald Amca, Bugs Bunny, Temel Reis, Ağaçkakan Woody, Tom ve Jerry…

İlk uzun metrajlı çizgi filmler de yine bu dönemde yapılmaya başlandı. Bunların içinde Walt Disney’inkiler en dikkat çekenlerdi: Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (1937), Pinokyo (1940), Fantasia (1940), Dumbo (1941) ve Bambi (1942)

1927’de sesli filmlerin yapılmasıyla sinema endüstrisinde yeni bir dönem başladı. İki yıl içinde bu devrim çizgi film dünyasına da sıçradı.

Walt Disney o sıralarda büyük bir riske girerek, baştan sona sesli ilk çizgi filmi yaptı: “Steamboat Willie”. Miki Fare’nin başrolde olduğu bu film çok beğenildi. Filmin ilk kez gösterime girdiği 18 Kasım 1928 tarihi de Miki Fare’nin doğum günü olarak kabul edildi.

Kısa sürede bir popüler kültür ikonu haline gelen Miki Fare’nin popülaritesi birçok taklitçinin iştahını kabarttı. Lisanssız olarak üretilen birçok defter, kitap, çanta, hediyelik eşya vs. üzerinde Miki Fare’nin resimleri yer aldı. Miki Fare’nin taklidi kahramanlar üretildi. Tabii sahte kahramanların hepsi yokolup gitti. Ancak bunlardan biri kısa zamanda rüşdünü ispat ederek farklı bir ekolün sembolü haline gelmeyi başardı.

‘Çakma Miki’ Farfur

Geçtiğimiz Haziran ayında Hamas’ın televizyon kanalı El Aksa’da yayımlanan bir çocuk programında, Miki Fare’nin İslami versiyonu Farfur şehit oldu. Daha sonra programın küçük hostesi ekrana çıkıp, “Evet arkadaşlar, çok sevgili dostumuz Farfur’u kaybettik… Farfur ülkesini düşmanlara karşı savunurken şehit oldu.” dedi.

Böylece Filistinli çocuklar çok sevdikleri bir TV kahramanının İsrailli bir polis memuru tarafından öldürülmesini izlemiş oldu. Çoğu insan bir çocuk programında bu tür görüntülerin yer almasından rahatsız oldu. Fakat Farfur’un esin kaynağı olan Miki Fare de bir zamanlar ABD ordusunun propagandası için kullanılmıştı.

Yaklaşık 80 yıldır çocukların en sevdiği çizgi film karakterlerinden biri olan Miki Fare’nin fazla bilinmeyen bu dönemi II. Dünya Savaşı yıllarına denk gelir.

Pearl Harbor’un bombalanıp, Aralık 1941’de ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’na girdiği yıllarda, ABD halkı filmin konusu ne olursa olsun sinema salonlarına koşuyordu.

Hükümet ünlü Hollywood yönetmenlerine belgesel filmler çektirmek için bir fon ayırmıştı. Bu filmler arasında John Ford’un 1942’de çektiği “Midway Savaşı” da vardı. Film, Japonların Midway’de Amerikan gemilerine saldırmasıyla ilgiliydi.

Miki Fare askerde

Uzun metrajlı filmlerin öncesinde izleyiciler, çoğu hükümet tarafından hazırlatılmış propaganda amaçlı çizgi filmleri izliyordu. Walt Disney de bu tarzda filmler yapmıştı. Bunlardan “Out of the Frying Pan Into the Firing Line”da (1942) Miki Fare ilk kez askeri üniformayla görülüyordu.  Donald Amca da “Der Fuehrer’s Face” (1942) isimli bir filmde rol almıştı.

Der Fuehrer’s Face isimli çizgi filmde Donald Amca Nazilerin ülkesinde yaşamaktadır. Hayatından hiç memnun değildir. Adeta bir robota dönmüştür. Zorla bir silah fabrikasında çalıştırılmaktadır. Fakat aslında bunların tümü Donald’ın gördüğü bir kabustur. Donald sonunda bu kabustan uyanır. Odasında Özgürlük Anıtının küçük bir maketi vardır. Donald koşarak onun yanına gider ve öper. Film de bu şekilde biter.

Haftalık Life dergisinin 31 Ağustos 1942’de yayımlanan sayısında Walt Disney’in savaş döneminde yaptığı çalışmalardan söz edilmişti.

Bir yavru geyiğin hikayesini anlattıkları Bambi’den sonra, Walt Disney’in toplam 550 çalışanından %90’ı artık sadece savaşla ilgili çizgi film projelerinde yer alıyordu. Hükümet halka kolayca ulaşabilmek için Disney kahramanlarının popülaritesinden faydalanmayı amaçlıyordu. Disney’in en iyi müşterisi olan Deniz Kuvvetleri, 50 çizgi film siparişi vermişti. Bunların çoğu askerlerin eğitimlerinde kullanılacaktı.

Hükümetle yapılan anlaşmalar stüdyoya para getirse de, bu iş pek kazançlı değildi. Çoğu zaman ancak masrafları karşılayabiliyordu.

Savaş sonrasında Disney stüdyosu borç içindeydi. 1946’da yaptıkları “Song of South” (Güneyin Şarkısı) filminde gerçek oyuncular ve çizgi kahramanlar bir arada oynadı. Fakat eleştirmenler tarafından pek beğenilmeyen film, bu da yetmezmiş gibi ırkçı olmakla da suçlandı.

1966’nın sonlarında kansere yakalanan Walt Disney 30 Kasım’da hastaneye yatırıldı ve  15 Aralık’ta da hayata veda etti.

Barış Özkök’ün bu yazısı 18 Kasım 2007 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın