Kısırdöngüler içinde geçen hayatımız 1

Kortizol vücudumuzdaki bir hormondur. Stres hormonu olarak da bilinir. Çünkü en çok stres yaşadığımızda ortaya çıkar. Kortizol yükselince, karbonhidrat isteriz ve hemen abur cubura saldırırız. Stresle başa çıkmak için diyelim ki, bir kere fıstıklı çikolata yediniz ve kendinizi iyi hissettiniz. Bundan sonra kendinizi her kötü hissettiğinizde, kurtuluşu onda ararsınınız. Tabii işin kötü tarafı fıstıklı çikolatanın, probleminizin çözümüne en ufak bir faydasının olmamasıdır. Sadece bir an için kendinizi rahatlamış hissedersiniz. O kadar. 

Bütün alışkanlıkların başlama şekli aynıdır

Kimi insan fıstıklı çikolata yer, kimisi fındıklı çikolata, kimisi de alkol, sigara, bilgisayar oyunları gibi başka şeyleri tercih eder. Hepsinin de çıkış noktası aynıdır. 

Bunlara bir kere alışınca, gevşeyebilmek için sürekli tekrar edersiniz. Bu da sizi büyük bir kısırdöngüye sokar. Rahatlamak için alışkanlığınızı devam ettirirsiniz, ama o alışkanlığın size zarar verdiğini de bilirsiniz. Başlarda bir parça çikolata yerken, bu daha sonra bir pakete, iki pakete çıkar. Başlarda bir tane sigara yeterliyken; bu, ard arda içilen sigaralara dönüşür. Öfkelenirsiniz. Yatışmak için tekrar alışkanlığınızı devam ettirirsiniz ve yine pişmanlık duyarsınız ve yine öfkelenirsiniz. Bu durum, egzersiz bisikletine binerek sorundan kaçmak gibidir. İstediğiniz kadar pedal çevirin, hiçbir yere gidemezsiniz. 

Çevre baskısı varsa alışkanlıkları bırakmak zordur

Alışkanlıkları değiştirmek kolay değildir. Hele buna bir de çevre baskısı eklenirse, işiniz iyice zorlaşır.

Her akşam içki içenler genellikle aynı arkadaş grubuyla takılır. Birlikte yerler, içerler. Sabahın ilk ışıklarına kadar bilgisayar başında takılan oyun arkadaşları da böyledir. Birlikte mağazadan mağazaya koşan alışveriş bağımlısı kadınlar da keza böyledir. Bu ortamlarda kimse sizi çok içmekle, vaktinizi boşa geçirmekle ya da düşüncesizce para harcamakla suçlamaz. Rahatsınızdır. Ama içten içe de bu alışkanlığın size zarar verdiğini bilirsiniz. Sonunda buna son vermek istersiniz. Bu olumlu adımınızdan dolayı destek görmeyi beklerken, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen bu insanlar size sırt çevirir. 

Güven hissinin de fazlası zarardır

İnsanlarla bağ kurup, bir gruba girince kendimizi güvende hissederiz. Bu güven hissi beynimizin oksitosin salgılamasına yol açar. Gruptan çıkınca, kendinizi yalnız ve güvensiz hissedersiniz. Beyninizde tehlike çanları çalmaya başlar. Sizi alarma geçirir. Gruptan uzaklaştığınızda oksitosin seviyesi düşer. Kendinizi yalnız ve savunmasız hissedersiniz. Birçok insan sadece arkadaşlarını kaybetmemek için kötü alışkanlıklarını sürdürmeye devam eder. 

Güven hissi iyidir hoştur ama fazlası her şey gibi zarar verir. Bir koza içinde yaşamak sizi, kendi başına hiçbir şey yapamayan bir zavallı haline getirir. 

1 yorum yapılmış

Bu yazı için bir yorum yapın

Bu yazı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Aşağıdaki formu kullanarak düşüncelerinizi diğer ziyaretçilerle paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir