Bir futbol topunu karşınızdaki duvara attığınızda, atış hızınıza göre top yavaş ya da hızlı şekilde geri döner. Bu konuda ustalaştıkça, topu duvarda istediğiniz noktaya atıp, oradan da istediğiniz noktaya gitmesini sağlarsınız.

İletişim ise tek taraflı bir süreç değildir. Sadece sizin değil, karşınızdakinin de içinde yer aldığı bir döngüdür. O yüzden siz topu karşıya her atışınızda, size gelen tepkinin ne olacağını bilemezsiniz. Dün arkadaşınızın kahkahalarla güldüğü bir fıkrayı, yeni tanıştığınız birine anlattığınızda aynı tepkiyi alamayabilirsiniz. Bu gibi problemlerin üstesinden gelebilmek için esnek olmanız gerekir.

Esneklik, iyi bir iletişimcinin en önemli özelliklerinden biridir. Esneklik; bir işiniz yolunda gitmediğinde, bir çözüm aramaktır. 

Esnekliğin karşıtı katılıktır. Katı insanlar olmuş bitmiş şeylere takılıp kalırlar. Yolunda gitmeyen işler için her zaman suçlayacak birini bulurlar. Tabii bu suçlu asla kendileri olmaz. Bu tür insanlar hayatı çevrelerindekilere ve en başta da kendilerine zindan ederler.

Biriyle tartışırken karşınızdakine “kesinlikle hatalısın” derseniz, o da büyük ihtimalle size aynı şiddette “asıl sen hatalısın” diye cevap verecektir. Bu karşılıklı atışma bir süre devam edecek sonra da ya konu çözüme kavuşmadan kapanacak ya da tartışma iyice büyüyecektir. 

Bir tartışmaya karşınızdakinin haddini bildirmek için girerseniz, o tartışmadan bir şey elde edemezsiniz. Karşınızdakiyle kavga ederek değil, uzlaşarak bir şeyler elde edebilirsiniz. Bunu da ancak esnek olursanız başarabilirsiniz. Esnek olduğunuz takdirde, karşınızdaki kişi katılaşmaz, size direnç göstermez. Ona çeşitli seçenekler sunma imkânı ortaya çıkar. Bu şekilde görünüşte, karşınızdakine bir tercih yaptırırsınız ama aslında yaptırmazsınız. Kulağa saçma geliyor değil mi? Ama aslında hiç de öyle değil. Uzun zamandır bir arada olan çiftler arasında zamanla birisinin sözü daha fazla geçmeye başlayabilir. Fakat görüntüde kararları, o değil diğeri vermektedir. İşin inceliği de zaten buradadır. Herşey aslında bir illüzyondur. Bu konuda bir fıkra vardır. Adamın biri, arkadaşına evde daima son sözü ben söylerim demiş, o söz de “evet karıcığım sen haklısın”dır.

Bir çift arasında ilişkilerinin başında şöyle bir konuşma geçebilir:

“Cumartesi günü ne yapalım?”

“Bilmem sen karar ver.”

“Sinemaya gitmeye ne dersin?”

“Bana uyar. Hangi filmler var?”

“Adını unuttum bir tane yerli komedi filmi var. Bir de yeni gelen bir macera filmi.”

“Hımm… Bence komedi filmine gidelim. Ne dersin?”

“Tamam. Biletleri internetten alıyorum o zaman.”

İlişkinin ilerleyen dönemlerinde ise, konuşma aşağıdaki şekilde olabilir.

“Cumartesi macera filmine mi gidelim, yoksa komedi filmine mi?”

“Macera filmine gidelim”

İlk diyalogda ağırlık tahterevalli gibi iki taraf arasında sırayla gidip gelmektedir. İkinci diyalogda ise böyle bir durum yoktur. “Cumartesi macera filmine mi gidelim, yoksa komedi filmine mi?” gidelim diyen kişi, zaten sinemaya gidileceğine karar vermiştir. Bir ön varsayım yapmıştır. Diğer kişi ise, kendisine sunulan kısıtlı tercihler arasından bir seçim yapmıştır sadece. Bunu yaparak, karşı tarafın ön varsayımını da kabullenmiş olur. Fakat ikinci diyalog şu şekilde de ilerleyebilirdi:

“Cumartesi macera filmine mi gidelim, yoksa komedi filmine mi?”

“Sinemaya gideceğimizi nereden çıkardın?”

“Sen de zaten hep böyle yapıyorsun. Her dediğime karşı çıkıyorsun”

Üçüncü diyalogda gidişat bir büyük bir tartışmanın başlangıcını işaret etmektedir. Konu artık cumartesi hangi filme gidileceğini aşmış, karşıdaki insanın genel tutumuyla ilgili bir eleştiriye dönüşmüştür.

Ön varsayım ve genelleme çiftler arasında en çok tartışma yaratan durumlardandır.

“Akşam yemeği için pizzacıya mı gidelim, yoksa Çin Lokantasına mı?” sorusu hileli biçimde belli bir konuda tercih yaptırmaktadır; tabii bunun için en önemli ön varsayımın kabul edilmiş olması gerekir. Yâni akşam yemeğinin evde yenilmeyecek olması.

Ön varsayım çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilir:

“Biraz daha akıllanınca, dediklerimi anlayacaksın” (Akıllı değilsin)

“Bundan böyle bana yalan söylemeyeceksin değil mi?” (Bana daha yeni bir yalan söyledin)

“Sen de baban gibi aptalın tekisin.” (Baban bir aptal)

 “Köpeğim harika fıkra anlatır.” (Köpeğim konuşabiliyor)

 

Yazıda kullanılan görsel FREEPIK’ten alınmıştır. Designed by Rawpixel.com

Doğan Kitap ve İnkılap Yayınevi tarafından üç kitabı yayımlandı. Eğlenceli Türk Tarihi isimli kitabı üç baskı yaptı. Akşam, Tercüman, Vatan ve Posta gazetelerinde yazar olarak çalıştı.

0 yorum yapılmış

Bu yazı için bir yorum yapın

Bu yazı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Aşağıdaki formu kullanarak düşüncelerinizi diğer ziyaretçilerle paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir