Nika İsyanı

Önceki hafta İstanbul’un fethini anlatmıştım. Bugün ise fetihten 921 yıl öncesine gidiyoruz. Yani günümüzde Sultanahmet Meydanı dediğimiz yerin Hipodrom adını taşıdığı günlere…

Hayat Tarih Mecmuası’nın, Nisan 1966 sayısından bir resim

Günümüzde Sultanahmet Meydanı dediğimiz yere, Bizanslılar ‘Hipodrom’, Osmanlılar ise ‘At Meydanı’ adını vermişlerdi. ‘Hipodrom’ ve ‘Atmeydanı’ iki ayrı dilde anlamdaş kelimeler. ‘Hipodrom’ bize Fransızca’dan geçmiş. ‘Hipodrom’, Yunanca’da at anlamına gelen Hippo ile yarış ya da koşu anlamına gelen dromi kelimelerinden oluşuyor.

Hipodrom’u Roma imparatorlarından Septimus Severus 196 yılında yaptırmaya başlamış. Önce tahtadan yapılmış. Hipodrom’un inşaası 330 yıllarında bitmiş. Uzunluğu yaklaşık 370 metre kadar. Genişliği ise 85-95 metre civarındadır. Atmeydanı’nı çevreleyen tribünler 30-40 basamaklıydı. Burası en az 30.000 kişinin, gösterileri rahatça seyredebilmesine imkân verecek büyüklükteydi.

Atmeydanı’nın üç kapısı vardı. Bunlardan ikisi halka ayrılan tribünlere, diğeri de “Katizma” denen yere açılırdı. Katizma üzeri kapalı, Hipodrom’u rahatlıkla gören bir yerdeydi. İmparator ve ailesi ile imparatorluğun önemli görevlileri gösterileri buradan seyrederdi. İki katlı olan Katizma ile büyük saray arasında gizli bir geçit vardı. Bu sarayın olduğu yerde günümüzde Sultanahmet Camii vardır.

Hipodrom’da eskiden vahşi hayvan gösterileri yapılırdı. Halkı hayvanlardan korumak için pistle tribünler arasında derin çukurlar vardı. Zamanla bu çukurlar dolduruldu. Burada kanlı gladyatör dövüşleri ve araba yarışları da olurdu. Yarışların Bizans toplumsal hayatında çok büyük rolü vardı. Yarışları kazananların heykelleri Hipodrom’a dikilirdi.

Maviler ve Yeşiller

Atmeydanı’nda, önceleri hemen her çeşit vahşi hayvan ve gladyatör gösterileri yapılırken, zamanla sadece araba yarışları yapılır oldu. Yarışlar, “Maviler” ve “Yeşiller” diye adlandırılan iki grup arasında olurdu. Gruplara bu adların verilmesi, araba sürücülerinin giydikleri formaların renklerinden ötürüydü. Halk, bu iki taraftan birini tutardı. Atmeydanı’nın sağ tarafı Mavi, sol tarafı da Yeşiller’e ayrılmıştı.

Hipodrom’da yapılan yarışlardaki çekişmenin, rekabetin temelinde Maviler ve Yeşiller arasındaki çekişme yatmaktaydı. Maviler ve Yeşillerin siyasi görüşleri farklıydı. Maviler, İmparator taraftarı olarak bilinmekteydiler.  Zaman zaman iki taraf arasında kanlı kavgalar çıkardı. Kavgalar büyüyünce, İmparator, ailesini alarak  hemen Atmeydanı’nın yakınındaki sarayına dönerdi.

Bazen iki taraf arasındaki kavgalar çok büyürdü.  Böyle durumlarda hangi taraf üstün gelirse, şehri yağma eder, insanlar öldürülürdü. Tarihe “Nika İsyanı” adıyla geçen isyan da, böyle bir olayın sonucunda ortaya çıkmıştı.

Hipodrom (Hıstoıre 5 Geographie Sous la direction de Christian Bouvet et Jean Michel Lambin Hachette 1997 isimli kitaptan tarandı. Bu, Fransa’da Liselerin 5.sınıfı için hazırlanmış bir tarih- coğrafya kitabı)

Nika isyanı

Maviler ve Yeşiller arasındaki en büyük çatışma 532 yılında oldu. O tarihte imparator Justinyanus, imparatoriçe de Teodora idi. 11 Ocak 532 tarihinde Hipodrom’da yarışlar yapılacaktı. Justinyanus ile Teodora yarışı seyretmek için localarına geldiklerinde Yeşiller’in bulunduğu yerden gürültüler yükseldi. İmparatorun adamları Yeşiller’in susması için uyarıda bulundu. Ortam gerginleşti. Yeşiller, imparatorun hemen tahttan ayrılmasını istediler. Bir süre sonra da Hipodrom’dan çıktılar. Bu gelişmeler şiddetli bir ayaklanmaya dönüştü.

İsyancıların parolası ‘Nika’ yani ‘zafer’ idi. İsyan yarışlar sırasında çıkmıştı. Ama isyanın siyasi ve dini nedenleri de vardı. Bu nedenler Yeşiller’in tepkisi sonucu isyanın patlamasına ortam hazırlamıştı.

İsyancılar, yani Yeşiller, tepkilerini göstermek için görkemli binalara saldırdılar. Ayasofya Bazilikası yakıldı. Evler yağmalandı. Zindandakiler serbest bırakıldı. İsyancılar kendilerine yeni bir imparator bulup ilan ettiler.

Olayların gelişmesi Justinyanus’u korkuttu. İmparator kaçmaya hazırlandı. Bu karmaşa ortamında Teodora olayların akışını yönlendirdi. Yaptığı konuşmada ‘Hayata sahip oluşumuz ancak onu bir gün kaybetmek içindir. Hükümdar olanlar hükümdarlıklarını kaybederse artık yaşamamalıdır, imparatorların erguvan renkli elbiseleri kefenlerin en güzelidir. İmparator kaçsa da ben kaçmayacağım’ dedi.

Teodora’nın konuşması imparator cesaretlendirdi. Askerlere olayları bastırmaları için emir verdi. İsyancılar Hipodrom’un içine sığınmaya çalıştı. Askerler Hipodrom’un kapılarını kapadı ve isyancıları katletmeye başladı. Yaklaşık 40 bin kadar isyancının öldürülmesiyle isyan bastırıldı. Nika Ayaklanması bu meydandaki en önemli olaylardandır.

Kaynaklar: “Ömür Biter İstanbul Bitmez”, Rüknü Özkök – Eray Canberk, Mayıs 2005; Hayat Tarih Mecmuası, “Nika İsyanı” isimli yazı, Henry Houssaye, Nisan 1966

Barış Özkök’ün bu yazısı 8 Haziran 2008 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın