Okçu sadrazamın gazabına uğrayan cüce

Osmanlılarda okçuluk çok yaygın bir spordu. Bu sporla ilgilenen padişahlar vardı. Bunlardan II. Mahmud bir çok menzil rekoru kırmıştı. Osmanlılarda okçulara kemankeş denirdi. Okçuluğuyla nam salmış Kara Mustafa Paşa, “kemankeş” lakabıyla anılırdı. Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın boyu iki metreden uzun, ağırlığı yüz elli kiloyu aşkındı. Çok da kuvvetliydi. Ayrıca açık sözlü, ciddî ve çalışkan bir devlet adamıydı. Padişahın her isteğine boyun eğmezdi.

1640 yılında tahta çıkan Sultan İbrahim, rivayete göre bir cüceyi kendine has nedim edinmişti. Bu o kadar küçük bir cüceydi ki, hareket etmese oyuncak bile sanılabilirdi. Padişah, onu bir dakika olsun yanından ayırmaz, hatta cuma günleri camiye giderken kürkünün iç cebine koyup, yanında götürürdü.

Bir gün sadrâzam Kara Mustafa Paşa, padişahın huzuruna çıktı. Sadrâzam gelince, padişah cüceyi koynuna sakladı. Fakat paşanın konuşması uzayınca, cüce çok sıkıldı. Dayanamadı, başını dışarı çıkartıp, şaklabanlık olsun diye sadrâzama dilini çıkardı.

Bir saray maskarasının kendisine dil çıkardığını gören Kara Mustafa Paşa deliye dönmüştü. Bir hamlede cüceyi padişahın koynundan çekip aldı ve pencereden dışarı fırlattı.

Padişah, sevgili cücesinin uğradığı felaketi görünce küplere bindi ve haykırdı: “Bre melun ne yaptın, cüceme nice kıydın?”

Kara Mustafa Paşa, gayet sakin bir şekilde, “Ben vezirim, senin de vekilinim. Kimse bana dil çıkaramaz. Ben vezaret şerefini korudum, cüceyi denize yürüttüm. Siz de ona muhabbetinizin icabını yaparsınız ve arzu ederseniz beni öldürürsünüz.”

Fakat heybetli vezirin bu konuşması, Sultan İbrahim’i birdenbire yatıştırdı ve kahkahalarla gülmeye başlayarak, “Ne de takla atıyordu, değil mi! Tıpkı cambaz gibi tıpkı cambaz gibi!” dedi.

cuce

Bu yazı 10 Mart 2013 tarihinde Vatan Gazetesi’nde yayımlandı.

Bu konuda görüşlerinizi yazın