PC’den Mac’e…

23 yıldır PC kullanıyorum. Bu da 23 yıllık bir Windows kullanıcısı olduğum anlamına geliyor. 1993’te Windows 3.1 ile başlayan yolculuğum, İki yıl sonra piyasaya çıkan Windows 95 ile devam etti. Daha sonra Windows’un 98, XP ve 7 versiyonlarını kullandım. Bir yıla yakın bir süredir de Windows 10’u kullanıyorum.

Bir ay önce Mac kullanmaya başladım. İlk başta niyetim hem Mac’i hem de PC’yi birlikte kullanmaktı. Fakat ilk birkaç günden sonra, bunun çalışma verimini düşürdüğünü anladım. Ben de Mac’i seçtim. O günden beri de tüm işlerimi sadece Mac’te yapıyorum. Tabii arada sırada PC’yi de kullanıyorum. Bu yazıyı da Mac almayı düşünen PC kullanıcıları için yazdım. Umarım deneyimlerim, karar vermeniz konusunda biraz olsun size  yardımcı olur.

Aslında sonda söylemem birkaç şeyi hemen baştan söylemek istiyorum:

  • İster PC kullanın ister Mac, işlemci ve bellek miktarı çok önemli. Tavsiyem, alabildiğiniz en iyi işlemciyi ve en yüksek bellek miktarını alın.
  • Apple dünyası pahalı bir dünya… Aynı işlemci ve belleğe sahip bir PC’yi Mac’in 1/4 fiyatına almanız mümkün. Eğer vereceğiniz paranın miktarı, bilgisayar alımınınızda karar vermenizi etkileyecek önceliğe sahipse; Mac’ten uzak durun.

Hangi Mac’i değil, hangi Mac Mini’yi almalı?

mac-mini-2014-gallery2Hem çalışma alanımda çok yer kaplamaması için hem de en uygun fiyata sahip olduğundan Mac Mini almaya karar verdim. Mac Mini’nin 3 modeli var. Üçü de çift çekirdekli Intel Core i5 işlemciye sahip. Çift çekirdekli bir işlemciye sahip olmanız, programları iki kat hızlı çalıştıracağınız anlamına gelmiyor. Çünkü çoğu yazılım sadece tek çekirdeği kullanıyor. Çift çekirdeğin en büyük avantajı aynı anda birkaç yazılımı birden kullanıyorsanız ortaya çıkıyor. Tahmin ediyorum ki “üçü de aynı işlemciye sahipse aralarında ne fark var?” diye soruyorsunuz. Hemen cevaplayayım: Mac Mini modelleri işlemcilerin saat hızlarına ve bellek kapasitelerine göre birbirlerinden ayrılıyorlar. En düşük fiyatlı model 1.4 GHz saat hızına sahip, bir üst model 2.6 GHz, en pahalı model de 2.8 GHz saat hızına sahip. Saat hızı deyip geçmemek gerek çünkü bu, işlemcinin ne kadar hızlı çalıştığını belirliyor.

Bellek sorununa basit bir çözüm

Ben 2.6 GHz çift çekirdekli Intel Core i5 modelini aldım. 8 GB belleğe sahip olan bu modelin boş bellek miktarı; hiçbir program kullanmasam bile,  daha açılışta 6 GB civarlarında dolaşıyor. Adobe Illustrator’ı açtığımda bu, 3,70’e kadar iniyor. Bu sorunu gidermek için Apple Store’dan Memory Booster diye bir app indirdim. arkaplanda çalışan bu uygulama ile boş bellek miktarını manuel olarak 4,89 GB’a kadar çıkartabiliyorum. Programda bir eşik seviyesi belirleyip, bellek temizleme işinin otomatik olmasını da sağlayabiliyorsunuz.

Illustrator’ı hiç kapatmadan, üstüne bir de Photoshop açarsanız bellek miktarı 2,6 GB’a kadar düşüyor. Bu noktada iş yine Memory Booster’a düşüyor. 10-15 saniyelik bir temizlikten sonra bellek 4,25 civarına çıkıyor.

Mac’te bazı programları kullanırken ekranı bölebiliyorsunuz. Split adlı bu özellik maalesef Adobe programlarında kullanılamıyor.

Güle güle NTFS

FAT32, 1980’lerden beri hayatımızda olan bir sürücü formatının adı. NTFS ise daha yeni bir format. Zaten adı da buradan geliyor: Yeni Teknoloji Dosya Sistemi (New Technology File System). Fakat bu yeni sistem maalesef Mac’te işinize yaramıyor. NTFS formatındaki bir harici diskiniz varsa, bunu Mac’te sadece salt-okunur olarak kullanabiliyorsunuz. Peki, harici diskinizde FAT32 biçimini kullanmanın bir dezavantajı var mı? Evet var. Bu diske kopyalayacağınız dosyalar 4 GB’ı aşamıyor. Bunu yapabilmeniz için, FAT’in genişletilmiş formatı olan exFAT’i kullanmanız gerekiyor.  Bu formatta dosya boyutu sınırlaması yok. Eğer hem PC’de hem de Mac’te iş yapacaksanız; kullanacağınız USB bellek veya harici diskin bu şekilde formatlamanız gerekiyor.

İşte geldik en dertli konuya: klavye

PC’ler için piyasada her fiyata türlü türlü (kablolu, kablosuz, ışıklı, ergonomik…) klavye var. Mac’de ise durum tam tersi. Apple dışında üretilmiş bir Mac klavyesi bulmanız pek mümkün değil. Bulabildikleriniz de Mac’in ucuz taklitleri olmaktan öteye gidemiyorlar ve Türkçe değiller.

Eğer Mac Mini kullanıyorsanız; monitör, klavye ve mouse konusunda özgürsünüz demektir. Fakat Mac’in kendi klavyesi yerine PC klavyesi kullanmanızın bazı dezavantajları var. Öncelikle alışma sürecinizde bazı sıkıntılar yaşayacaksınız. Örneğin Control tuşunu ele alalım. Bu tuş hem PC’de hem de Mac’de var. Fakat bu tuşu Mac’te PC’de kullandığınız gibi kullanamıyorsunuz. Bunun yerine Command’i kullanmanız gerekiyor. Diyelim ki, klasik kopyala – yapıştır yapacaksınız. Eliniz eski alışkanlıkla hemen CTRL ve C tuşlarına gidiyor. Fakat  CTRL’e giden parmağınızı hemen geri çekin, çünkü CTRL yerine Command’e basmanız gerekiyor.

Benim Mac’te PC klavyesi kullanırken çektiğim sıkıntılardan biri de ve < işaretleri oldu. Normalde PC’de < işareti, sol SHIFT’in yanında yer alıyor; işareti de  1 tuşunun solunda bulunuyor. Fakat Mac’te bunların ikisi yer değiştirmiş. Ben klavyemde bunların yerini değiştirdim. Fakat eski alışkanlıkları bırakmak kolay olmuyor.

O kadar sessiz ki…

P_500Mac Mini’nin en güzel yanlarından biri sessiz çalışması ve az yer kaplaması. Ayrıca oldukça şık bir görüntüsü var. Kullandığım PC Asus marka, 16 GB bellek’i ve Pentium 7 işlemcisi var. Performans açısından çoğu programda sorun yaratmasa da, bazen fan sesi (özellikle de gece geç saatlerde çalışırken) insanı rahatsız edebiliyor. Ayrıca yaz aylarında bilgisayar kasasından gelen sıcaklık da işin cabası.

Mac’de ise yalnızca arada bir hard diskin sesini duyuyorsunuz. Bunun dışında sizi rahatsız eden hiçbir şey yok.

Sadece 4 USB portu var

Mac Mini ne kadar küçük boyutlara sahip olsa da aslında bir desktop (masaüstü) bilgisayarı.

Genelde desktop dediğimiz bilgisayarlar hiçbir zaman masanın üstünde değil, masanın altında durur. Ancak Mac Mini adına uygun bir şekilde masanızın üzerinde duruyor.

Önden baktığınızda metal bir kutuyu andıran Mac Mini’nin tüm USB giriş noktaları aka tarafında bulunuyor. Sürekli tak çıkar yapmanız pratik olmayacağı için arka kısma mouse, klavye vs. gibi sabit bağlantılarınızı bağlamanız iyi olur.

Bu arada sadece dört adet USB girişe sahip olduğunu da söylemeyelim. Bu yüzden bir USB hub’a ihtiyaç duyuyorsunuz. Ben Apple mağazasından Belkin marka 4 portlu bir USB Hub aldım. Gayet güzel çalışıyor.

Mac Miniler dahili hoparlöre sahip. Ayrıca internet ağınıza kablosuz olarak bağlanabiliyorsunuz.

HDMI monitörünüz varsa yaşadınız…

HDMI girişli bir monitör kullanıyorsanız, Mac’inizi herhangi bir dönüştürücü kullanmadan direkt olarak monitöre bağlayabiliyorsunuz.

Her gün kullanıyorsanız, Mac’inizi kapatmanıza gerek yok. Uyku modunu seçebilir ve ertesi gün de sadece bir mouse tıklamasıyla hızlı bir şekilde sistemi açabilirsiniz. Fakaaaat…. sistem açıldığında karşınızda pembe rengin tonlarından oluşan bir desktop buluyorsunuz. HDMI kablosunu çıkartıp, tekrar takarsanız sorun halloluyor ve renkler normale dönüyor. Kısa bir araştırma yaptım, bu Mac Mini’lerde birçok kullanıcının yaşadığı bir sorunmuş. Bu konuda bir çözüme ise maalesef şu ana kadar denk gelmedim. Sanırım tek kesin çözüm, işiniz bitince Mac’inizi kapatmak.

Harika yazılımlar

Bir Mac satın aldığınızda, Apple firmasına ait iki programa da sahip oluyorsunuz: iMovie ve Garage Band.

Bunların detayını başka bir yazıda anlatırım, fakat kısaca şunu söylemeyelim ki, bu iki program da oldukça başarılı.   Fiyat açısından (yani bedava) bunların PC dünyasında muadilleri olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Mutlu bir birlikteliğin formülü çok basit: Mac + iPhone

Eğer hem iphone hem de Mac kullanıyorsanız, mutlu bir bilgisayar ve cep telefonu birlikteliği sizi bekliyor demektir. Bu öyle güzel bir uyum ki, bunu Android’li bir cep telefonu ve Windows’lu bir bilgisayar ile elde etmeniz asla mümkün değil.

Bu konuda görüşlerinizi yazın