Seninle de sensiz de…

Dünyaca ünlü müzik grubu U2’nun solisti Bono ve meşhur şairimiz Abdülhak Hamit. Farklı zamanlarda ve farklı coğrafyalarda yaşayan iki insan. “Ne gibi bir ortak noktaları olabilir ki…” demeyin, çünkü var!

 

Bazı şarkılar vardır ki, bunlar sadece o şarkıyı söyleyen kişinin hayranlarının değil, çok daha geniş kitlelerin sevgisini kazanır. “With or Without You” da U2’nun böyle şarkılardan biri. Sözlerini, grubun solisti Bono yazmış.

1985’te şarkıyı yazdığı sıralarda beş yıllık evli olan Bono, dünya çapında bir star olma yolundadır ve karmaşık duygular içindedir. Şarkının en çarpıcı bölümü, Bono’nun o dönemdeki ruh halini belki de en güzel yansıtan kısımdır: “Seninle de sensiz de yaşayamam”.

Bono’dan 108 yıl önce İstanbul’da doğan ünlü bir Türk şairi de hayatının bir döneminde Bono’yla benzer duyguları hisstetmiş ve o da sevdiği kadın için aynı sözleri kullanmıştı.

1852’de dünyaya gelen Abdülhak Hamit, 22 yaşındayken Fatma Hanım ile evlendi. Abdülhak Hamit bu sıralarda ilk şiirlerini yazmaya başladı. Evliliklerinin 11. yılında Fatma Hanım vefat etti. Şair çok sevdiği eşinin ölümü üzerine ünlü “Makber”i yazdı. Beş yıl sonra Abdülhak Hamit ikinci evliliğini bir İngilizle yaptı. Fakat 1911’de o da öldü. Şair aynı yıl Cemile hanımla evlendi. Fakat bu evlilik bir ay bile sürmedi. Bir yıl sonra Abdülhak Hamit, Lüsyen (Lucienne) adında Belçikalı bir kadınla evlendi. 60 yaşındaki Abdülhak Hamit, yeni eşinden 42 yaş büyüktü. Sekiz yıl sonra boşandılar. Lüsyen hanım bir başkasıyla evlendi. Fakat bu evliliği yürütemedi. Kalbi hala eski kocasındaydı. Böylece Lüsyen, Abdülhak Hamit’e döndü.

Lüsyen hanımla olan ikinci birlikteliklerinde, şair Maçka’daki evlerinin salonuna Lüsyen’in büyük bir resmini astı. Altına da “sensiz de seninle de yaşanmaz!” mısrasını yazdı. Bir gün Lüsyen evde değilken şairin bir dostu bunun sebebini sordu. Abdülhak Hamit ona şu cevabı verdi: “Kendisiyle yaşayamadığım için boşandım. Fakat o ayrılık günlerinde onsuz yaşayamayacağımı da anladım. Sonunda tekrar ona döndüm. Bu mısra işte bu gerçeğin ifadesidir. Lüsyen’in kavuşması ayrılmaya, ayrılması da kavuşmaya benzer!”

Farklı dönemlerde, farklı yerlerde yaşamış iki büyük sanatçı: biri Osmanlı’nın son dönemlerini ve Cumhuriyet’in ilk yıllarını görmüş büyük bir şair; diğeri İrlanda’da doğan dünya çapında bir yıldız. Fakat ikisi de hayatlarının bir döneminde sevdikleri kadın için aynı duyguları hissetmişler. Bu da aşkın ve sanatın; zamanı ve sınırları aşan evrenselliğini gösteriyor.

 

Bu yazı 3 Haziran 2012 tarihinde Vatan Gazetesi’nde yayımlandı.

Bu konuda görüşlerinizi yazın