Süs için yayımlanan karikatürler….

İlhan Selçuk’un yedi yıl önce yazdığı bir yazı o dönemde oldukça tartışılmıştı.  Selçuk siyasi karikatürün medyadan kovulduğunu yazmış ve “artık gazetelerde karikatür değil vinyet[1] var” demişti.

Yer ve Zaman: Günaydın Gazetesi, 1990 Kişiler: (soldan sağa) Barış Özkök ve karikatürist Nehar Tüblek. Tüblek bir çok dergide (Amcabey, Akbaba, Çarşaf…) ve gazetede (Dünya, Akşam, Hürriyet, Günaydın…) karikatür çizdi. 1995’te 71 yaşında öldü. Tüblek’ten 11 yıl sonra Semih Balcıoğlu’nun ölümüyle günlük siyasi karikatürde bir dönem de sona ermiş oldu.

İlhan Selçuk, 23 Haziran 2001’de Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde şunları yazmıştı: “Karikatür basın tarihinde demokrasiyle eşzamanlıdır; gazetelerin en vurucu silahıdır; kimi zaman koca bir makaleden, başyazıdan, fıkradan daha çok şeyi olağanüstü çizgi gücüyle dile getirir. İnsan zekâsının beyaz kağıt üzerine siyah çizgiyle dökümüdür. Karikatür, vinyet değildir… Eskiden Babıâli’de karikatürcü el üstünde tutulurdu, gazetelerin gözdesiydi, siyasal hicvin çizgi ustaları birbirleriyle yarışırlardı. Sonra ne oldu?. Siyasi karikatür medyadan kovuldu… Artık gazetelerde karikatür yok! Vinyet var. Gazetenin genel politikasını destekleyen güdümlü haberi süsleyen renkli pul gibi vinyet. Karikatürcüden korkuluyor…”

Bu yazının ardından karikatüristler ikiye bölünmüştü. Aralarında Semih Balcıoğlu, Semih Poroy ve Bedri Koraman’ın bulunduğu birçok karikatürist İlhan Selçuk’a katılıyordu. Karşı görüşte olanlar da vardı ama, zaman İlhan Selçuk’u haklı çıkardı.

Gelinen son nokta

Bu tartışmanın üzerinden yedi yıl geçti. Bugünkü durum maalesef yedi yıl öncesinden daha kötü. Çünkü artık gerçekten karikatür diye bir şey kalmadı. Ayda bir Tüketici Fiyatları Endeksi açıklanınca, gazetelerin de karikatür yayımlama zamanı geliyor: Yaşlı adam bir elinde baston bir elinde pazar filesi iki büklüm yürür, fakat önünde bir canavar vardır. Canavarın üstünde de büyük harflerle “enflasyon” yazar. Aaaa, Enflasyon Canavarı! İşte karikatürde geldiğimiz son nokta bu!

Gazetelerin toplam 14-15 sayfa çıktığı eski günlerde bile  çok daha fazla karikatür olurdu. En az 1 siyasi karikatür; 1 ya da 2 tane tefrika edilen çizgi roman yayımlanırdı. Sezgin Burak’ın Tarkan’ı bunların en ünlüsüydü. Ayrıca çoğunlukla Amerikalı çizerlere ait 3-4 tane de lisanslı çizgi bant olurdu.

Ülkemizde durum böyle. Fakat işin asıl kötüsü, dünyada da gidişatın bu yönde olması. Yani tüm dünyada gazetelerin karikatüre ayırdığı yerler gittikçe azalıyor. Bu gelişme de karikatür severleri üzüyor. Bu karamsar tablo umarım, genç çizerlerin içini karartmamıştır. Çünkü bana göre kaliteli işler üretebilenler, eğer gerçekten amaçları buysa, gazete sayfalarında  yer bulmayı başaracaktır. Böyle düşünenler için birkaç önerim olacak.

Genç çizerler için birkaç öneri

Gazetelerde karikatüre fazla yer ayrılmadığını biliyoruz. Bu yüzden eğer bir gazetede karikatürünüzün yayımlanmasını istiyorsanız ilk kural, karikatürünüzün az yazılı olmasıdır. Çünkü karikatürünüz küçük bir alanda yayımlanacağı için, yazılar çoğaldıkça bunların okunması imkansız hale gelecektir. Böyle olunca da karikatürlerinizi değerlendirecek kişi, bunları baştan eleyecektir.

Her çizer kendini bir tarza daha yatkın hisseder. Kimi tek karelik karikatürleri daha iyi yapar, kimi de 3-4 karelik çizgi bantları. Çizgi bant çizmek isteyen arkadaşlar, bu sözüm size. Maalesef çoğu gazete çizgi bant istemiyor. Şansınızı mizah dergilerinde deneyin.

Diyelim ki, ilk aşamayı geçtiniz ve karikatürleriniz bir gazetede yayımlanmaya başladı. Peki acaba köşeniz seviliyor mu? Bunun en basit göstergesi şudur: gerçekten beğenilen bir çizerseniz, okuyucular karikatürlerinizi e-mail’le sağa sola yollamaya başlayacaktır. Eğer bir gün kendi çizdiğiniz karikatür size de e-mail’le gelirse anlayın ki, bu iş artık tamamdır.

Çoğu başarılı karikatüriste göre espri, çizgiden daha önemlidir. Eğer espriniz iyiyse, insanlar karikatürlerinizi arkadaşlarına gönderir. Çünkü arkadaşınız e-mail ile bir karikatür gönderdiğinde; aslında size “benim espri anlayışım işte budur” demektedir. Kimse çizdiğiniz adam çok sevimli olmuş diye karikatürünüzü göndermez. Onun yerine İnternet’teki binlerce yavru kedi, köpek, bebek vs. resminden birini gönderir. Niye sizin patates burunlu adamınızı tercih etsin ki…

Dilbert isimli çizgi bandın çizeri Scott Adams başarılı olmak için %20’nin yeterli olduğun söylemiş. Yani diyelim ki gazeteniz 1 milyon kişi tarafından okunuyor, bunların 200 bini sizi beğeniyorsa, kendinizi başarılı sayabilirsiniz.

Başarılı olmak için bir diğer kural da karikatürlerinizin bir temaya sahip olmasıdır. Örneğin siyasi karikatürler ya da okul, işyeri hakkında karikatürler… Gazetelerde en çok tercih edilenler siyasi karikatürlerdir. Absürd karikatür özellikle genç okurlar tarafından sevilir fakat bunun gazetelerde yer alma şansı çok azdır.

Bu da son tavsiyem… Unutmayın yaptığınız pekmez iyi olduktan sonra, üstüne konacak sinek Bağdat’da bile gelir! Yeter ki siz işinizi iyi yapın.

[1] Bir kitabın sayfalarını süsleyen motif

Barış Özkök’ün bu yazısı 22 Haziran 2008 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın