Üç adın hikayesi…

Amerika’yı Kristof Kolomb keşfetti. Peki bu kıtaya neden Kolomb yerine Amerika adı verildi?

Geçen hafta bir gazete ekinde “cahil kraliçe” isimli bir yazı yayımlandı. Bu ekin yazarlarından biri, “Elizabeth: The Golden Age” (Elizabeth: Altın Çağ) filminde bir hata yapıldığını iddia ediyordu. Filmin senaryo yazarlarının William Nicholson ve Michael Hirst olduğunu daha önceden okuduğum için “acaba asıl hatayı, bu yazıyı yazan kişi yapıyor olabilir mi” diye düşündüm. Haklı da çıktım. Çünkü söz konusu hata, Kraliçe Elizabeth’in ülkemizden ‘Turkey’ diye söz etmesiydi. Yazıda o dönemde Turkey adının kullanılmadığı ileri sürülüyordu.

Geçen haftaki yazımda Turkey kelimesinin, İngilizce’de nasıl hindi anlamında kullanılmaya başlandığını anlatmıştım.  Yazdıklarım özet olarak şöyleydi:

Turkey, İngilizce’de hem Türkiye hem de hindi anlamına gelen bir kelimedir. Kelime önceleri sadece Türkiye anlamında kullanılıyordu. 1530’lu yıllarda İngilizler hindiyle tanıştı. Onlar bu hayvanın ülkelerine Türkiye’den getirildiğini düşündüğü için, ona “Türkiye kuşu” anlamında “Turkey bird” adını verdiler. Fakat sonraları hindiye sadece turkey demeye başladılar.  Yani İngiltere’de 1500’lü yıllarda Turkey, ülkemizin adı olarak kullanılıyordu.

Hindi, Avrupa’ya bugünkü Meksika topraklarından getirilmişti. Fakat İngilizler onun Türkiye’den geldiğini sanarak “Türkiye kuşu” adını vermişlerdi. Yaklaşık 250 yıl sonra  yine bir İngiliz tarihi bir hataya imza atarak, başka bir hayvana atalarının yaptığı gibi alakasız bir isim verdi.

Adı “bilmiyorum” olan hayvan

1728’de Kuzey İngiltere’de doğan James Cook, gençlik yıllarında gemilerde miçoluk yaptı. Cook 1755’te İngiliz Kraliyet Donanması’na kabul edildi.

1769’da Yeni Zelanda’yı keşfeden Cook, Endeavour isimli gemisiyle 1770’te Avustralya’nın doğu kıyılarını keşfetmek üzere Kuzeye doğru bir sefere çıkar. Queensland’de geminin bakımının yapılması için karaya yanaşırlar.

James Cook, yolculuğu sırasında ona eşlik eden Sir Joseph Banks’le beraber sahilde dolaşmaya başlar. Bu sırada hayatlarında ilk defa gördükleri garip bir hayvana rastlarlar. Yerlilerin dilini bilmedikleri için el kol işaretleriyle onlarla anlaşmaya çalışan Cook ve Banks, bu garip hayvanın adını sorarlar. Yerliler bu soruya “kanguru” cevabını verir.

1770’i takip eden 50 yıl boyunca Avusturalya’ya birçok kaşif gider;  ancak bunlardan biri bile kanguru ismini kullanan bir kabileye rastlamaz. Ayrıca bu  hayvan için farklı kabilelerin farklı isimler kullandığını ve söylenişlerinin de kanguru’ya benzemediğini görürler. Fakat bu kaşifler bir şeyi öğrenmeyi başarır: ‘Kanguru kelimesinin gerçek anlamı.’

Cook ve Banks’in karşılaştığı yerlilerin dilinde “kanguru” kelimesi “bilmiyorum” anlamına geliyordu. Onlar kanguruyu gösterip adını sorunca, yerliler hayvanın adını bilmedikleri için  “kanguru” cevabını vermişlerdi.

Fakat bu gerçeğin ortaya çıkması hiçbir şeyi değiştirmedi. 1750’de bir yanlış anlama sonucu bu hayvana verilen kanguru adı, o gün bugündür onun ismi olarak kaldı.

Söz, yanlış verilen isimlerden açılmışken Amerika’yı da unutmamak gerekir. Bildiğiniz gibi Amerika kıtası Kristof Kolomb tarafından keşfedilmiştir. Peki bu kıtaya neden Kolomb yerine Amerika adı verilmiştir?

Amerika mı Kolomb mu?

1492’de İspanya kraliçesinin verdiği üç gemiyle yola çıkan Kristof Kolomb, aynı yılın Ekim ayında Amerika kıtasına ulaştı. Kolomb’un keşfettiği bu yerler Avrupalılar için yeni bir dünya gibiydi. Bu yüzden bu topraklardan “Yeni Dünya” diye söz etmeye başladılar.

1454’te Floransa’da dünyaya gelen Amerigo Vespucci, 41 yaşındayken İspanya’da yaşayan bir tüccarın işlerini üstlendi. Bu tüccar Venezüela kıyılarındaki adalara giden gemilere malzeme satıyordu. Yeni Dünya’ya sonraki yıllarda Vespucci’nin kendisi de gitti. Bu yolculuklardan edindiği bilgilerin ışığında, Vespucci gittiği yerlerin haritasını çizdi.

Vespucci’nin gezi notlarını 1507’de kartograf Martin Waldseemüller Almanca’ya tercüme etti. Waldseemüller bunu, Cosmographiae Introductio isimli kitabında yayımladı.

Bu kitabın en önemli özelliği, “Yeni Dünya” haritasının  kitapta yer almasıydı. Waldseemüller, bu haritada “Yeni Dünya”yı Amerika olarak isimlendirmişti ve sayfanın kenarına bununla ilgili bir açıklama yazısı da koymuştu.

Sonraki zamanlarda kıtanın haritasını çizen başka insanlar da Amerika adını kullanmaya devam etti. Böylece bu yeni kıtanın adı olarak “Amerika” benimsenmiş oldu. Fakat kıtaya Kristof Kolomb’un adının verilmemesini İspanyollar çok içerledi. Bu yüzden de 18. yüzyıla kadar Amerika adını kullanmayı reddettiler.

Barış Özkök’ün bu yazısı 9 Aralık 2007 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın