Vikingler İstanbul’da!

Viking gemileri ufukta görüldüğünde herkes kaçacak delik arardı. Çünkü Vikingler çok iyi denizci olmalarının yanı sıra çok iyi savaşçılardı da. Vikingler 800 – 1100 yılları arasında yaklaşık 300 yıl tüm Kuzey Avrupa’yı korkudan titretmişti.

Ülkemizin ilk kentiçi toplu taşıma işletmesi olan Şirket-i Hayriye, 15 Ocak 1945’te Ulaştırma Bakanlığı tarafından satın alındı. Böylece Türkiye’nin ilk anomim şirketi olan Şirket-i Hayriye 63 yıl önce devletleştirilmiş oldu. Şirket-i Hayriye ile ilgili geçtiğimiz sene bir yazı yazmıştım. O yüzden bu yıldönümü haftasında size Şirket-i Hayriye’nin boğaz sularında gezinen buharlı gemileri yerine, çok uzaklardan ülkemize gelen gemilerin hikayelerini anlatacağım.

Altın postun peşindeki Argonatlar

Argonatların izlediği yol

Yunan mitolojosine göre, tanrılar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle bir çocuk kurban edilmek istenir. Çocuğun kurtulması için altın postlu bir koç yollanır. Helle adındaki çocuk altın postlu koçla yolculuk yaparken denize düşer ve boğulur. Çocuğun kardeşi kıyıya çıkar; koçu kurban eder ve postunu bir ejderhanın koruluğuna saklar.

Altın Post’u aramak için 50 gözüpek savaşçı Argo isimli gemileriyle İstanbul’a gelirler. Bu yolculuğa katılanlara Argonatlar denir. Argonotlar, İstanbul’da gemileriyle Boğaz kıyısında günümüzde Dolmabahçe Sarayı’nın bulunduğu yerde mola verirler.

Bunlar belki de boğaz sularındaki ilk gemilerdir. Onlardan binlerce yıl sonra aynı sularda Viking gemileri görülecektir.

Vikingler kimdir?

Vikingler İskandinavya’da yaşardı. Kuzey Avrupa’daki bu bölgede artık Norveç, Danimarka ve İsveç ülkeleri var. Burada yazlar kısadır; kışlar ise oldukça sert geçer. Tarım yapılabilen sezon çok kısa olduğundan sadece arpa ve yulaf yetiştirilirdi. Karınlarını doyurmak için ormanlarda geyik, ayı ve kurt; denizde balık, fok; okyanusta ise balina avlarlardı.

De Lorenzo tarafından yapılan Argonatlar resmi

Viking savaşçıları “drakkar” denilen uzun gemilere binerlerdi. Düşmanları bunlara “ejderha gemileri” adını vermişlerdi. Yaklaşık 28 metre boyunda olan bu gemilerin bir yelkeni olurdu. Ayrıca 20 – 30 kişi de kürek çekerdi.

Vikingler Avrupa’nın Güney kıyılarına giderdi ve buradaki köylere, kiliselere saldırırlardı. Değerli eşyalara el koyup, kaçırdıkları insanları da köle olarak satarlardı. Vikingler gittikleri kasabaları haraca bağlardı; eğer istedikleri para verilmezse tekrar saldırmakla tehdit ederlerdi. Gemiler dolusu Viking İskoçya, İrlanda, İngiltere ve Fransa’da karaya çıkmıştı. Yerel yöneticileri öldürüp buraları kendi idarelerine almışlardı. Vikingler ayrıca Rusya ve Ukrayna’da da bazı yerleri ele geçirmişti.

Vikingler nereye giderlerse gitsinler, zorbalık yaparlardı. Fakat gittikleri yere kendi kültürlerini de götürürlerdi. Vikingler usta zanaatkarlardı. Balta, kılıç ve mızrak yapımında ustaydılar. Ayrıca Avrupa’nın en iyi gemileri de Viking ustalarının elinden çıkardı. Ticarette de çok iyidiler. Mallarını satmak için İstanbul’a kadar gelmişlerdi. Daha doğrusu o zamanki adıyla Konstantinopolis’e.

 

Vikinglerin İstanbul günleri

İskandinav halkları Miklagard (Büyük Şehir) adını verdikleri Konstantinopolis’e büyük saygı gösterirlerdi. Bizans ve Vikingler arasındaki ilişkinin ticari boyutu vardı. Fakat bu ilişkinin daha önemli bir yanı daha vardı. Bu da Vikinglerin Bizans’ın savunmasında yer almasıydı. Vikinglerin Bizans’ta oluşturduğu birliklere “Varangian” adı verilmişti. Zaman içinde Varangianlar imparatorun o kadar güvenini kazandı ki, onun özel muhafızlığını yapmaya başladılar.

Varangianlar imparatoru ve ailesini korumanın yanında, Ayasofya’daki ayinler başta olmak üzere tüm törenlerde, özel günlerde, imparatorluk düğünlerinde onlara eşlik ederlerdi. Fakat Varangianlardan halkın “baltalı barbarlar” diye söz etmesi, onların halk tarafından pek sevilmediğinin göstergesidir.

Kendilerine çok yüksek ücretler ödenen bu birlikler, Bizans ekonomisinin bozulmasıyla beraber problem çıkarmaya başladılar. 1204’te Varangianlar ücretleri ödenmediği için savaşmayı reddetti ve Konstantinopolis IV. Haçlı birliklerinin eline geçti. Böylece 1261’e kadar Bizans İmparatorluğu’nun yerine Latin İmparatorluğu geçti.

Latin İmparatorluğu döneminde Varangian Birliklerine ne olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Fakat bazı birliklerin İznik’e taşınan Bizans imparatorlarına hizmete devam ettiklerine dair bilgiler vardır.

Varangianlar tarih boyunca bugünkü Sarayburnu civarında, Cankurtaran’la Kumkapı arasında ve Ayvansaray bölgesindeki barakalarda kalıyorlardı. Düşük rütbeliler yalnızca Viking baltası taşırlardı. Yüksek rütbeli askerler ise kılıç ve ok da taşıyabiliyorlardı. Varangian askerleri Grekçe konuşamadıkları için birliklerde mutlaka tercüman bulunurdu.

Vikinglerin İstanbul günleri için kaynak: Toplumsal Tarih Dergisi, “Vikingler Konstantinopolis’te”, Ayşe Hür, Şubat 2006

 

Barış Özkök’ün bu yazısı 20 Ocak 2008 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın