Yaratıcı düşünme teknikleri ve karikatür

Önceki haftaki yazımda gazetelerde karikatür niyetine yayımlanan vinyetlerden söz etmiştim. Yazının sonunda da genç arkadaşlara bazı tavsiyelerde bulunmuştum. Bu hafta da karikatür konusuna devam ediyorum.

Yukarıdaki karikatür, Gary Larson’un “The Far Side Observer” isimli kitabından (1987, FarWorks Inc)alınmıştır.

“Yaratıcılık”, ortaya yeni ve işe yarar bir şey çıkarabilme becerisidir. Madison Üniversitesi’nden Profesör Gary A. Davis’e göre yaratıcılık teknikleri, fikir bulmak ve problem çözmek için kullanılan düşünme süreçleridir. Yaratıcı ve üretken insanların çoğu bu teknikleri kullanır. Bu tekniklerden biri de analojik düşünmedir. En yaygın düşünme tekniği budur.

Analojik (benzeşim, benzeşme) düşünmede bir bağlamdaki fikir, başka bir yere aktarılır. Başarılı fikirlerinin çoğunun temelinde bu vardır. Bunun örneklerine müzikte sık sık raslarız. Örneğin “Üsküdar’a gider iken” isimli İstanbul şarkısı, bir İskoç marşının ezgilerinden ortaya çıkmıştır. ABD’nin milli marşı “Star Spangled Banner”ın  esin kaynağı ise bir İngiliz meyhane şarkısıdır.

Karikatüristler filmlerden, reklamlarlardan, masallardan, gazete başlıklarından ve daha birçok yerden esinlenirler. Gary Larson’un Hz. Musa’nın çocukluğunu anlatan karikatüründe, küçük bir çocuk kollarını havaya kaldırır ve bardağındaki sütü ikiye ayırır.

Synecticos’tan sinektik’e

Sinektik, analojik düşünmede en çok kullanılan yöntemdir. Sinektik, ilgisiz ögelerin birbirine bağlanması anlamına gelen Yunanca “synecticos” kelimesinden türemiştir. Sinektikte “doğrudan analoji” kullanılabilir (Kutup ayıları buz üstünde kaymadan nasıl yürüyorlar?); “kişisel analoji” kullanılabilir (Eğer bir kedi olsaydım nasıl hissederdim?); “fantazi analoji” kullanılabilir (evdeki çiçeklerin kendi kendilerini sulamalarını nasıl sağlarız?) ve “yoğunlaştırılmış çatışma” kullanılabilir (doğaları gereği bir çatışma içinde olan iki kelimeden bir ibare oluşturulur: barışçıl savaş, işeyarayan çöp, dikkatli kaza gibi.)

Yukarıda yazdıklarım çok genel birkaç yöntem. Önemli olan size uyan yöntemi bulmak ve etkili bir şekilde onu kullanabilmek. Başarılı tüm yazar ve çizerler, sistematik düşünmeyi başarabilen insanlardır. Hepsinin kendine has bir yöntemi vardır. Bundan 5-6 yıl kadar önce karikatürist Selçuk Erdem, bir röportajda espri bulma yöntemiyle ilgili şunları söylemişti:

Belli formüller var. Hepsinde bir matematik var. Bir olayı yakalıyor ve onu alıp başka bir yere transfer ediyorsunuz. Sıradan bir olayı absürd bir mekana yerleştirdiğinizde çarpıcı oluyor. Yakalamaya çalıştığım şeyler de çok ufak, önemsiz, alışkanlıktan dolayı görmediğimiz ayrıntılar.

Yani masanın başına geçip de ilham perisinin gelmesini beklemek; düzenli olarak belli periyotlarda bir ürün ortaya çıkarmak zorunda olan insanlar için pek mümkün değil.

Karikatürlerdeki mizah

Analojik düşünme yöntemi, birçok sanatçının kullandığı bir yöntemdir. Bu yöntemin çok yoğun bir şekilde kullanıldığı karikatür sanatını biraz inceleyelim.

Tüm karikatürler ister siyasi ister absürd olsun temelde aynıdır. Yani benzer çizim teknikleriyle çizilirler ve benzer düşünme süreçlerinden geçerek esprileri bulunur. Esprilerin bulunma süreci sırasında, karikatür mizahını meydana getiren bazı temel ögelerden faydalanılır. Mel Helitzer “Comedy Writing Secrets” isimli kitabında bunların bir kısmından bahsetmiştir. Bu haftaki yazımı bu ögelerden kısaca söz ederek bitirmek istiyorum…

  • Gizli öğe (Karikatürdeki ana karakterden bir şey gizlenmiştir. Diğer karakterler ise olayın farkındadır. Örneğin arkasından neyin geldiğini göremeyen bir dalgıçla ilgili yapılabilecek bilumum espriler bu türe girer.)
  • Bir şeyin olduğundan daha basit gösterilmesi ya da abartılması (Ya şoke edici bir başlık, sıradan bir çizimle yan yanadır ya da abartılı bir ilustrasyon sıradan bir yazıyla beraberdir. Çizim abartıldığında, genellikle karikatürün kahramanı, o çizime yakışmayan bir şekilde aptalca konuşur.)
  • Değişimler (İnsan özellikleri hayvanlara verilir. Yani hayvan değişerek insani özelliklere kavuşur. Gary Larson’un bir karikatüründe kadın, sincapları beslemek için çömelmiştir. Sincaplardan biri kadını göstererek, diğerine: “Ah şuna bir bakar mısın, ne tatlı! Böyle oturduklarında çok sevimli oluyorlar!” der.)
  • Zaman çerçevesinin değişimi (Bugünün gelenekleri, alışkanlıkları ya da deyimleri başka bir döneminkilerle yan yana konulur. Mesela bir Viking gemisinin arkasına, otomobillerdeki yedek lastik gibi, yedek bir kürekçi bağlanması)
  • Zıtlık (Zıtlık, karikatürün yazısında ya da çiziminde olabilir. Örneğin “Sevgilim, bak bizim şarkımızı çalıyor” cümlesi, danseden bir çiftin resmi altında olunca doğru bir anlam taşır. Yani mizah yoktur. Fakat bu,  lüks bir yolcu gemisinde kamarotun yemek zilini çaldığını duyan şişman çiftin resmi altında yazarsa, zıtlık oluşur ve ortaya mizah çıkar)

Barış Özkök’ün bu yazısı 6 Temmuz 2008 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlandı.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın