Yasaklı Kareler

Çocuklar için hazırlanmış çizgi filmleri dikkatle izlediğimizde, bazen filmin içine serpiştirilmiş hiç de çocuklara uygun olmayan mesajlarla karşılaşabiliriz.

Geçtiğimiz haftalarda Akşam’da ilginç bir yasaklama haberi yayımlandı. Ünlü çizgi roman kahramanı Tenten’in “Tenten Kongo’da” isimli macerasının İngiltere’de satışının durdurulması isteniyordu. Gerekçe de “Tenten Kongo’da” isimli kitapta, siyahların “maymunlar gibi gösterilip geri zekalılar gibi konuşturulması”ydı.

Bu tür yasaklamaların başlangıcı günümüzden yaklaşık seksen yıl öncesine kadar uzanıyor. Yani adı sansürle bir tutulan Hays’e kadar..1920’lerde Hollywood’da birçok skandal meydana gelmişti. Bu nedenle hem filmlerin içeriğine hem de “Günah Şehri” olarak anılmaya başlayan Hollywood’a çekidüzen vermek için 1922’de Film Üreticileri ve Dağıtıcıları Birliği kuruldu. Bu birliğin başkanı William Harrison Hays’di. Hays Ofisi yapılmaması gereken şeyler ve dikkat edilmesi gereken konularla ilgili bir liste hazırladı.

1927’de sesli filmlerin ortaya çıkmasıyla daha resmi bir yönetmeliğe ihtiyaç duyuldu. Böylece 1930’da “Hays kanunu” olarak da bilinen “prodüksiyon kanunu” ortaya çıktı.

Hays Ofisi sadece gerçek oyuncuların yer aldığı filmleri değil, çizgi filmleri de denetliyordu. O dönemde birçok çizgi film sansüre uğramıştı.

1928 ve 1950 arasında Amerika’nın Walt Disney, Warner Bros, Metro-Goldwyn-Mayer, Merrie Melodies, Looney Tunes and R.K.O. Radio Pictures firmalarındaki en iyi animatörleri filmlerin içine bazı uygunsuz kareleri mükemmel bir şekilde yerleştirmişti. O dönemde yapılan binlerce çizgi filmde zenciler, eşcinseller, güneyliler, akıl hastaları, Araplar, Eskimolar, Asyalılar, Almanlar, Ruslar ve Avusturalyalılarla dalga geçen bir sürü sahne vardı. Bunlar o günlerde Hays’in makasından kurtulsalar da sonraki yıllarda TV kanallarının denetiminden kurtulamadı.

Filmlerin içine bazen insanları belli bir doğrultuda düşündürmeye yönlendirmeye amaçlayan mesajlar da konuluyordu. “Altın Çağ”ın bu konudaki en büyük ustası Walt Disney’di.

Walt Disney’in gizli mesajları

Amerikalı ünlü yazar Dan Brown, 2003’te yayımlanan “Da Vinci Şifresi” isimli kitabının bir bölümünde Walt Disney’in çizgi filmlerine gizli mesajlar yerleştirmekten hoşlandığını yazmıştı:

Disney yaşadığı müddetçe, ‘modern zamanın Leonardo da Vinci’si’ diye övülmüştü. Her iki adam da yaşadıkları zamanın ötesinde, yetenekli birer sanatçı, gizli cemiyet üyeleri ve en önemlisi şakacı insanlardı. Leonardo gibi Walt Disney de sanatına gizli mesajlar ve semboller yerleştirmeye bayılırdı… Disney’in Sinderella, Uyuyan Güzel ve Pamuk Prenses gibi masalları yeniden ele alması bir tesadüf değildi… Ayrıca Pamuk Prenses’teki zehirli elmanın -zehirli elmadan ısırık alan prensesin kendinden geçmesi- Havva’nın Cennet Bahçesi’nden kovulmasına açık bir gönderme olduğunu anlamak pek de zor değildi… Disney’in şirket imajına karşın, çalışanlarının eğlenceli bir yanı vardı ve sanatçılar Disney ürünlerine gizli semboller karıştırmaya bayılırlardı.

 ‘Hızlı’ Gonzales’in hızı nasıl kesildi?

Bazı kareleri çıkartılan çizgi filmler, “Speedy Gonzales”e göre yine de şanslı sayılabilirler. Çünkü Speedy Gonzales sekiz yıl kadar bir süre önce tamamen yasaklanmıştı.

Meksikalı Fare Speedy Gonzales, 1995’te bir Oscar ödülü kazanmasına rağmen yasaklılar listesine girmekten kurutulmadı. Speedy Gonzales filmlerinin Meksikalıları ve onların hayat tarzını aşağıladığı iddia edildi. Bu iddialar, Looney Tunes çizgi filmlerinin yayımcısı Cartoon Network’ü harekete geçirdi. Kanal 1999’da Speedy Gonzales’in gösterimine son verdi. Fakat Speedy’nin hayranlarının başlattığı kampanya sayesinde Speedy 2002’de tekrar ekranlara döndü.

Komplo teorisi severler, sizi unutmadım. Bu bölüm sizin için!

Bir akşam Japonya’da 700’den fazla çocuk mide bulantısı ve öksürme nöbeti şikayetiyle hastanelere koştu. Konu hakkında yapılan geniş çaplı bir araştırma, bu fiziksel tepkilere televizyonun yol açtığını ortaya çıkardı.

Japon gençlerinin çok sevdiği bir animasyon dizisinde yer alan bir sahnenin bu rahatsızlıklara neden olduğu anlaşıldı.  O sahnede önemli karakterlerden birinin arkasındaki renkli patlama efekti, sinir hücrelerini uyarıp nefes alamamaya, bulanık görmeye ve mide bulantısına yol açmıştı.

Renkli patlama efekti hipnoza benzer bir etki yaratmıştı. Bu olay,  TV bağımlısı çocuklarda daha önce buna benzer rastlanan rahatsızlıkların nedenini de açıklıyordu.

Kimileri bu olayın yakın bir gelecekte kullanılmak istenen bir silahın, TV aracılığıyla çocuklar üzerinde küçük bir denemesi olduğunu ileri sürdü. Komplo teorisyenleri bundan birkaç yıl önce Rusya’nın “666” adı verilen bir bilgisayar virüsü üzerinde çalıştığını söylüyordu. Rusya bu virüs aracılığıyla bilgisayar kullanıcılarını hipnotize edip, tüm dünyayı kontrol altına alacaktı.

Son Söz

Eğer amacınız seyrettiğiniz herşeyde gizli bir mesaj bulmaksa, emin olun ki bulursunuz. Fakat belki de en iyisi Tom ve Jerry’nin keyfine varıp, çocukluk günlerimize kısa bir süre de olsa dönebilmektir.

 

Barış Özkök’ün bu yazısı 19 Ağustos 2007 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Share Button

Bu konuda görüşlerinizi yazın