Kitap yazmak istiyorsunuz. Ama bir türlü başlayamıyorsunuz. Karşınıza bir sürü engel çıkıyor. Peki bir numaralı engelin ne olduğunu biliyor musunuz? Hemen söyleyeyim: sizsiniz.

Karşılaştığımız en büyük problemleri genellikle kendimiz üretiriz. Çoğu zaman bunlar korkularımızdan ortaya çıkar.

“Bende öyle bir durum yok” diyebilirsiniz. Ama siz ne derseniz deyin şu bir gerçek, çoğu zaman korkuyu sadece başkalarından değil kendimizden bile gizleriz.

En önemli korkularımızın başında ise reddedilme korkusu geliyor.

Reddedilme korkusu

Reddedilme, yazarlar arasında en yaygın olan korkudur. Aslında bu durum herkes için geçerlidir.

Çok istediğiniz halde bir şeyi yapmaktan vazgeçiyorsanız, bunun altında genellikle reddedilme korkusu vardır.

Çocuklar başkalarından farklı olanlarla alay etme konusunda ustalaşmıştır. Çok şişman, çok zayıf, çok uzun, çok kısa iseniz bunu yaşamışsınızdır.

Farklı bir özelliğiniz varsa, zamanla uyum göstermeye alışırsınız. Herkesin yaptığını yapar, göze çarpmamaya çalışırsınız. Ama yazarlıkta ya da herhangi bir başka alanda kendinizi göstermeniz için ortalama kişilerin yaptığından farklı bir şey yapmanız gerekmektedir.

Reddedilmekten kurtulmak mümkün değil

İlk olarak şunu kabul edin: reddedilmekten kaçmanıza imkân yoktur. Aksini düşünmek, ıslanmadan denize girmeyi istemek gibidir. Başarılı bir yazar bile yoktur ki bir ya da birkaç kez reddedilmemiş olsun. Çoğu ilk başarılarını elde etmeden önce defarlarca reddedilmiştir. İşte size birkaç örnek

  • J. K. Rowling ilk Harry Potter’ı yayımlatıncaya kadar bir yıl yayınevlerini dolaşmıştı. Sadece Bloomsburry’den 4,900 $ karşılığında yayımlama teklifi gelmişti. Görüşmelerinin sonunda yayımcı Rowling’e şunu söylemişti: “Jo, hiçbir zaman çocuk kitabı yazarak para kazanamazsın”
  • John Grisman’ın ilk kitabı “Öldürme Zamanı” Wynwood Yayınevi tarafından kabul edilinceye kadar 26 yayıncı ve 15 ajans tarafında reddedilmişti. Kitap 5.000 kopya basıldı. Bu kitap Grisham’ın sonraki üç kitabı büyük başarı elde edene kadar bir bestseller (çok satan) olamadı.
  • Wilbur Smith ilk kitabını yayımlayacak bir yayınevi bulamadı. Yazarlığın kendisine göre bir iş olmadığını düşünmeye başlamıştı. 18 ay sonra ajansı ona yeni bir şans vermeye karar verdi. Bu kitap sattı. Ondan sonra da Smith’in romanları tüm dünyada milyonlarca satmaya başladı.

Reddedilmeyi kişisel almayın. Böyle yapmanız reddedildiğiniz gerçeğini değiştirmese de, biraz daha az üzülmenizi sağlar.

Reddedildiğinizde bunu yolun sonu gibi görmeyin. Kendinizi suçlamayın. Belki de yanlış yapan siz değil, eserinizi değerlendiren kişidir. Bu noktada biraz keyiflenmek için J.K. Rowling’i reddeden yayımcıların şimdi neler hissettiğini düşünün.

Gerektiğinde biraz umursamaz olun. Ama kesinlikle kalın derili biri hâline gelmeyin. Çünkü böyle biri olmaya başlarsanız, çok önemli bir parçanızı kaybedersiniz: sizin içsel, duygusal, insana dokunan hikayeler ve kitaplar yaratmanızı sağlayan parçanızı…

Hayatınızı tek projeye bağlamayın

Yazdıklarınızla duygulara hitap edebilmek istiyorsanız, duygusal yanınızı korumanız gerekir. Fakat hem bu yanınızı koruyup, hem de olası reddedilmelerden etkilenmemek mümkün olabilir mi? Evet, bunu becerebilmemizi sağlayan bazı teknikler var. Bunlardan biri daima bir sonraki şey üzerinde çalışmaktır.

Bir yazma projesini bitirdiğinizde ve onu göndermeye başladığınızda, derhal diğer projeniz üzerinde çalışmaya  başlayın. Böylece, ilk projeniz reddedilirse kendinize “peki, ilk projem reddedildi ama üzerinde çalıştığım bu yeni proje bir şaheser” olacak diye düşünmeniz daha kolay olacaktır. Duygusal açıdan bütün kariyerinizi tek proje bağlamaktan ve hergün onun için gönderdiğiniz kişilerden haber beklemekten daha kötü bir şey yoktur.

0 yorum yapılmış

Bu yazı için bir yorum yapın

Bu yazı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Aşağıdaki formu kullanarak düşüncelerinizi diğer ziyaretçilerle paylaşabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir